yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2012 Çarşamba

Yolculuk Varken, Ne Hallerdeyim!


Yarın 12'de yolculuk var. Mağlesef ki bu sefer uçakla gidiyorum.
Bavul ortalıkta hazırlanmayı beklerken, bu dağınıklığın içinde, ben oturmuş burada bırakacağım kitaplardan çıkarttığım alıntıları defterime yazmakla meşgulüm. Yoksa aklım onlarda kalacak.

Yeni aldığım bir kaç kitap var, onları bir ara yazacağım.
Bir de bir yorumda kalemlerimi göstermem istenmişti. Ama İzmir'de olan kalemleri de ekleyip yazacağım artık.
Ben esnaf gibi çalıştığımdan, işleri bayağı bir sarkıtıyorum sanırım.
Ama aklımda, unutmadım. Valla.

Şimdi dönüp şu alıntı hallerine bir çeki düzen vereyim. 
Ödevini son güne bırakmış çocuk gibiyim :)

25 Eylül 2012 Salı

Buradayım ve Ben Artık 4. Sınıfım!


En son yolculuk var deyip, göçmüşüm buralardan ben.
Yolculuğu atlattım atlatmasına da 1 haftadır taşınma işleri, okul, ders seçmeleri falan derken bir hayli yorucu geçti. Dolayısıyla bloga uğrayamadım, zaten köyüme ancak yerleştim ve internetime de ancak kavuştum ama artık buralardayım :)

Ben diğerlerine göre daha karmaşık bir öğrenci olduğumdan, her şeyi tek tek halletmek zorunda kaldım tabi ders seçimlerinde.
İzmir'e gelmeden önce de 3.sınıf olacağımı sanıyorken, şimdi 4. sınıf olarak karşınızdayım!

O kadar çok dersimi vermişim ve muaf olmuşum ki, hangi sınıf olduğumu bile takip edememişim. Geçiş öğrencisi olduğumdan herkesten çok daha fazla ders alıyordum tabi geçen yıl.
Şimdiyse asıl sorun, geçen yıl intibakın ne demek olduğunu bilmeyip soranlara açıklamakta artık yorulduğumdan, aslında ben 2.sınıfım deyişim ve akabinde bu yıl 4. sınıf oluşumu nasıl açıklayacağım?
İnsanın belli bir sınıfı olmayınca işler böyle karmaşıklaşıyor işte :)

Bütün bunların dışında yazacağım çok şey birikti aslında.
Veronika Ölmek İstiyor'u bitirdim mesela, onun bir yazısı gelecek.
Şimdi Gölge Hırsızı var yolda okumakta olduğum.
Ve hayatımın kitabı diyebileceğim "Martı" dan da bahsedeceğim arada Jonathan Livingston tabi sık sık görebilirsiniz kendisini buralarda, böyle bir çok şey işte.
Neyse ki bloglarınızla ve kendi blogumla da artık ilgilenebileceğim :)

*Fotoğraf İstanbul-İzmir arası gece yolculuğunda, araba vapurundan bir durum halinden.

16 Eylül 2012 Pazar

Yolculuk Var


Bir aylık İstanbul tatilinden sonra, artık gitme vakti geldi.
Bavul hazırlıkları, bilet alışları.
Bu yaz ne de çok şey yaşadım aslında diye düşünüyorum geriye baktığımda.
Her şeye rağmen, hayatımın en özel yazıydı benim için. Çok hem de. Anlatılamayacak kadar özel.
Nasıl unuturum ki?
Kesinlikle hayır.
Hafızamın her anına kazıdım bütün olup biteni, yaşadıklarımı. Her bir saniyesini.
Hem biliyor musunuz, ben unutmam. Hiç hem de.
Ne kurduğum hayalleri unuturum, ne yaşadığım anıları, ne de bana hissettirdiklerini.
Hep içimde, her zaman. Her an.
İnsanın içi neleri tutuyormuş hem, neler barındırıyormuş.
Ne kadar genişmiş meğer.
Ben yine aynı hayalleri kovalayacağım, hiçbir zaman bırakmayacağım. Asla.

Yine özlem günleri geliyor önüme.
Özlemek o kadar güzel ki, bir o kadar da zor.
Ben her saniyeyi hatırlayıp, yine özlemimden öleceğim biliyorum.
Ama özleyecek birinin olması nasıl güzel, her şeyden çok o güzel.
Ne olursa olsun, özlemek yaşadığımı hissettiriyor bana.

Şimdi benim için en önemli şeyi tahmin edersiniz.
"Uzun bir gece yolculuğu" 
Köyüme yerleşeyim de bir, blogu boşlamayacağım :)
Bekle İzmir, seni de nasıl özledim.


Düş Kızı akşam beni arayıp iyi yolculuklar dileklerini ilettiğinde nasıl mutlu olduğumu da paylaşmak isterim :) Böyle hatırlanmak çok güzel :)

13 Temmuz 2012 Cuma

Ebedi Yolcuyum Ben


Çarşamba günü 12 saatlik bir yolculuğun ardından döndüm yuvaya
İzmir ne sıcakmış yahu!
Boğaz köprüsünün azizliğine gelip onca saati çektikten sonra, bir de bu sıcaklık kötü oldu tabi
Çılgınlar gibi özlediğim ev arkadaşlarıyla sabahlara kadar oturup, balkona yayıldık sonunda
Konuşulacak çok şey varmış, ya da anlatacağım mı desem bilemedim
Ama şöyle bir durum var ki, yaşanılan güzel şeyleri anlatmakta kelimeler gerçekten yetmiyormuş
Bu yüzden onlar açısından pek yararlı olamadım sanıyorum
Gözlerimden anladılar belki izaha gerek kalmadı, insan mutlu olduğunda dışarıdan çok mu belli oluyor ki?


Otobüste onca saat bekleyiş yaşarken tabi, Sahilde Kafka'ya başlamanın tam zamanıydı
Tam bir otobüs görüntüsü şu kola, kek, diğer yiyecekler ve kitap.
Bir de kulaklıklar olmalıydı
Benim yolculuklarım böyle geçiyor çünkü
Çok uzun sürmesine rağmen harika bir yolculuk geçirdim
Sonunda İzmir'e varacak olmak var işin ucunda :)

Ev arkadaşlarımdan bir süreliğine ayrılıp akraba evine geldim şimdi.
Bu sıcak havalarda ders çalışacağım bir de
Şans dileyin de, en azından okuduklarımı anlayabileyim.

19 Şubat 2012 Pazar

Göçebe öğrenci ..

Günlerdir bloga yazamadım. Benim için çok çok uzun bir süre . Nasıl özlemişim !
Bu süre içinde İzmirlere geldim. Yanımda bir koli yiyecek, abur cubur ve içine bir çok şey tıkılan bavulumla. Ben alışveriş yapmaktan nefret ettiğim için, çoğu zaman İstanbul'dan hamallık yapmak durumunda kalıyorum.


 O bir çok şeyler içerisinde annenin odama aldığı bu pembe ufak televizyonum da var. 4 duvar içinde bir velinimet oldu kendisi. Bir dönem boyunca bizim çenemizin dışında, odadaki kuru sessizliği bozdu en azından.


Oda arkadaşın daha gelmemiş ve evden de hazır pişirilmiş yemek getirilmiş olmasından dolayı bana bir tek ısıtması kalan yiyecekleri tek başıma götürdüm. Hali hazırda biraz daha stoğum olduğu için en azından bir gün daha rahatım. Bir de insan kafasını dinlese de, bir nefes daha arıyor yanında. Bu yüzden bizim kızı özlemedim desem yalan olur :)


Beni buralarda hiçbir zaman yalnız bırakmayan o üç hatunun evindeydim ben de birkaç gün, çoğu zamanki gibi..
Gecenin iki buçuğunda tatlı diye diye ölünce, bu revaniler hayat kurtardı. Hiç üşenmeden mutfağa gidildi ve Duygu tarafından hazır revanilere şerbet yapıldı. Hazırdan bu kadar performans beklemiyordum ama, neredeyse elle yapılmasından hiçbir farkı yokmuş.


Can sıkıntısından evde gelinen son nokta da, bu kare. İki kişinin kendi işleriyle uğraşıp, onunla ilgilenmemesi ve bunun sonucunda susup bir köşede bunları yapan Şebnem ve onun hayal gücüyle çizilmiş, özenle kesilmiş  23 Nisan bebekleri. Neden diye sorsanız, mantıklı bir açıklama veremiyor.


Başka bir gece de sabaha karşı iyice olayı abartıp sofra kurduk. Ev makarnasında emeğim var. Diğer kara gibi olan şeyler de patates kızartması tabi. Yakmasaydık, her şey çok daha güzel olabilirdi ama bunun tadı o saatte ne biçim de güzeldi.

Tamam. Yemek blogu girişimlerini çoğu zaman düşünmüyor değilim. Bir de bu yemek yapamıyor halim. Bir yapabilsem kim bilir bu blog nelerle dolmuş olucak. Aslında öyle blogları okumayı da çok seviyorum.  Tatlıdır, yemektir sıkı takip ettiğim bloglar oluyor. Hevesleniyorum yemek yapmaya sonra ama, niye girişmiyorum hala bilmiyorum. Çuvallamaktan korkuyorum galiba.

Birkaç gündür ben ve kızların hali az çok sadece yemek yemekle geçmiş, şimdi bakıyorum da. Haftasonu müthiş bir Tire - Pamucak - Şirince ve Kuşadası turumuz olduğundan, onu başka bir yazıya saklıyorum, şöyle bol fotoğraflı.

Herkese mutlu haftalar diliyorum !

*Başsalığı dileklerini yorum ve mail yoluyla ileten herkese çok teşekkür ediyorum. 


10 Ekim 2011 Pazartesi

Deniz


Bu blog, eğer hayatımdan kayıtlar tutacaksa, bu ufaklığın da burada olmasını istedim
Tanıştırayım hemen, adı Deniz ..
Kendi deyimiyle daha 2 yaşını bitirdi.
Hakkında tek bildiğim yaşı, babasının Alman, annesinin Türk olduğu ve bu yaşında iki dili de çok iyi konuşabildiği ..

Bakmayın öyle durduğuna
Öyle zor bir anımda karşıma çıktı ki bu minik velet
 Cehennem olma olasılığı çok fazla olan 9 saati, cennete çevirdi.
Tabi bunun hayatımdaki önemini anlayabilicek tek kişi benim yine.

 Umarım ilerde bir gün tekrar karşılaşırız benim mucize arkadaşım 

Tarih : 23.07.2011

------------------------------

Ha, zor bir anımda karşıma çıktı demişken,

 "Bir de hayatımın abartısız en kötü dönemini atlatmamı  sağlayan,
koccaman bir  Serrose  gerçeği var"

Ben ona artık ablam diyorum.

Ama o, bundan ayrı yazılması gereken bambaşka bir konu ..

Kimseler bilmesin de isterim aslında, üf hiç paylaşımcı değilim herhalde bu konuda :)


Yine de gelecek postlarımdan biridir .
Ben arada anlatırım onu böyle :)