Dersin ortalarına kadar normaldik ama, sonra şu şekli aldık.
Sayın Küçük hocamı çok severim, güleç de bir adamdır ama daha ilk ders olduğundan öylesine genel bilgiler verdiği için biraz dikkatimiz dağıldı. Tamam dağılmadı da aslında, tam anlamıyla sıkıldık.
Hatta sıkıntıdan Zeynep bir ara telefonla kredi kartı borcunu bile ödedi.
Görüldüğü üzre ben de ufacık not tutmuşum zaten.
Albeni bugün benim kahvaltım oldu. Saat 4'teki derse bile yetişemediğim düşünülürse hak ediyorum tabi böyle geçiştirip aç kalmayı.
Sevgili hocam da Madran şişesinin arkasında kalmış. Çok iyi bir adamdır, gülmese bile gamzeleri görünür inanır mısınız? O yüzden hep aslında gülüyormuş gibi görünür. Sınavlarda bu durum sinir bozucu olabiliyor ama.
Gölge Hırsızı'na da daha yeni başladım. Şimdilik iyi gidiyor diyebilirim. Kısa bir zamana bitirebilirim sanırım.
Dersten koşturarak çıktığımızda açlıktan ölüyorduk.
İşte bir öğrencinin en en en yakın dostu bildiğiniz gibi. Bakmayın çok değişik aslında, sade yapıldı bugün.
Şu durumu da nasıl açıklayabilirim diye düşündüm bir de.
Süzgecimiz olmadığından dolayı makarnayı garip yöntemlerle süzmemiz gerekti biz de böyle tepsiye dökerek çareyi bulduk, başka bir kap da bulamayınca tabi. Çünkü ben sanki bütün köye yapmışım makarnayı, o kadar çoktu ki.
Çareler tükenmiyor işte.
Bir garip sıkıcı gün de böyle geçti.

















