öğrencilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğrencilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2012 Perşembe

Ders Dinliyorduk

Ben göçebe olduğumdan dün 3. bugün 4. sınıfların dersindeydim. Diğer bütün sınıflara nazaran az tanıdığım bir kitleydi ama sıkıntıdan yeterince kaynaştık zaten. Hem geçen yılki ilk oda arkadaşım da oralardandı.



Dersin ortalarına kadar normaldik ama, sonra şu şekli aldık.
Sayın Küçük hocamı çok severim, güleç de bir adamdır ama daha ilk ders olduğundan öylesine genel bilgiler verdiği için biraz dikkatimiz dağıldı. Tamam dağılmadı da aslında, tam anlamıyla sıkıldık. 
Hatta sıkıntıdan Zeynep bir ara telefonla kredi kartı borcunu bile ödedi.
Görüldüğü üzre ben de ufacık not tutmuşum zaten.


Albeni bugün benim kahvaltım oldu. Saat 4'teki derse bile yetişemediğim düşünülürse hak ediyorum tabi böyle geçiştirip aç kalmayı.
Sevgili hocam da Madran şişesinin arkasında kalmış. Çok iyi bir adamdır, gülmese bile gamzeleri görünür inanır mısınız? O yüzden hep aslında gülüyormuş gibi görünür. Sınavlarda bu durum sinir bozucu olabiliyor ama.

Gölge Hırsızı'na da daha yeni başladım. Şimdilik iyi gidiyor diyebilirim. Kısa bir zamana bitirebilirim sanırım.


Dersten koşturarak çıktığımızda açlıktan ölüyorduk.
İşte bir öğrencinin en en en yakın dostu bildiğiniz gibi. Bakmayın çok değişik aslında, sade yapıldı bugün.
Şu durumu da nasıl açıklayabilirim diye düşündüm bir de.
Süzgecimiz olmadığından dolayı makarnayı garip yöntemlerle süzmemiz gerekti biz de böyle tepsiye dökerek çareyi bulduk, başka bir kap da bulamayınca tabi. Çünkü ben sanki bütün köye yapmışım makarnayı, o kadar çoktu ki.
Çareler tükenmiyor işte.

Bir garip sıkıcı gün de böyle geçti.

27 Temmuz 2012 Cuma

Dün Doğmuşum Ben!

Evet, 26 Temmuz sabah onbir buçuk sularında geldim herhalde ben dünyaya.
Aslında öyle belirli günlere önem vermem ama, doğum günleri özeldir.

Gece 12'den sonra, annenin organizasyonunda gelen pastamız bile vardı.
Hatun taa İstanbullardan yetişti buralara tabi
Böylelikle fakir bir öğrenci evi doğum günü sofrası yaratmış olduk :)


Sevgili ev arkadaşlarının yapacağı sürprizleri tek tek bozduğumdan moraller de bozuldu biraz .
Koskoca Bornova'da bana aldıkları posteri eve götürürken göresim gelmiş onları ne yapayım yani :)
Posterin içeriği sürpriz oldu ama tabi, hayran oldum resmen.
 Bakınız güzelliğine.
Singin' in the Rain sevdama yönelik :)


Bir başka yakaladığım hediye var sırada.
Aldığımız dvd yi ararken Duygu'nun çantasından da o çıktı ne yapayım ben şimdi?
Tim Burton'ın karakterlerine benzemesini seveyim onun.
Forest Ghost diye geçiyor zaten.


Paketinin arkasında yazan da;
"Your Forest Ghost Guardian will bring you good luck"
Harika.

Şimdiyse enişteden gelen hediyeye geçiyoruz.
Bu kargodan haberim yoktu bu sefer gerçekten, bunu yakalayamadım :)
Fenerbahçe sevgisi. Nasıl mutlu oldum.


Ve şimdi;
Benim aylardır almayı istediğim fakat bütçemin el vermediği bir isteğim vardı.
Baktığım birkaç yerde baskısı kalmadığından ve basımı da artık yapılmadığından artık umutsuzdum açıkçası.
Her yerde bu isteğimi dile getirdiğimden artık bıkmışlardı benden.
Ama benim güzel ablam ne yapmış etmiş, internetten siparişini vermiş.


Dnr'ın müthiş paketiyle birlikte gelince iyice heyecanlandım.
Ve içinden çıkan güzellik;


Evet sonunda Otostopçu'ya kavuştum!
Bende bu kitapla ilgili güzel bir anı olsun isterdim ama malesef ki öyle değil.
O yüzden uzun zamandır aklımdan çıkarmıştım.
Ama ne kitapların, ne de şarkıların olan şeylerde hiçbir suçu yok!
Onları çıkarıp bir kenara atmak yapabileceğimiz en büyük aptallık olur.
Bu yüzden Otostop'çu candır ve benim tarafımdan okunmayı bekler artık, hem de ellerimdeyken.

Dünyanın en güzel ev arkadaşlarıyla, harika bir doğum günü geçirdim ben dün.
Ailem, arkadaşlarım uzaklardan bile olsa yalnız olmadığımı hissettiriyorlar bana, bundan güzel şey mi var?
Evet her doğum günümde ağlamayı bir seremoni haline getirdiğimden bu sefer de öyle oldu ama, hiç de kötü değildi bu zırlama :)

Sahilde Kafka sonlandı, onun bir yazısı gelecek.
Ve şimdi Otostopçu'ya başlama zamanı!

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Finaller Biter Mi ?


Günlerdir final stresi içinde herkes.
Çalışmaktan değil, daha çok düşünmekten yorulmuş durumdayız.
Neye çalışayım, hangini yapayım, biri biter de ya öbürü yetişmezse diyerek bütün zamanı alıkoyuyoruz mesela.
Düşünmek yerine çalışsak, şimdiye neleri bitirmiştik.

Şimdilerde hayatta her şey güzel mi derseniz, güzel olan bir çok şey var.
Neyse ki karalar bağlayacak yaşı çoktan geçtim, en son ergendim sanıyorum.
Sadece şaşkınlık, hayal kırıklığı.
O da yakın zamanda toparlanır zaten diye düşünüyorum.
Büyümenin nasıl bir şey olduğunu öğreten herkese teşekkürlerimi iletiyorum.
Başka ne söyleyebilirim ki?

Bir de
Final döneminde görmek isteyeceğiniz en son yer, bir öğrenci evidir.
Ama onca streste bile kimi zaman böyle kahvaltı sofraları donatabiliyoruz.
Evet bu bizim için tam donanımlı bir kahvaltı sofrası.

Sınavı olan herkese, iyi final haftaları dileğiyle!

19 Şubat 2012 Pazar

Göçebe öğrenci ..

Günlerdir bloga yazamadım. Benim için çok çok uzun bir süre . Nasıl özlemişim !
Bu süre içinde İzmirlere geldim. Yanımda bir koli yiyecek, abur cubur ve içine bir çok şey tıkılan bavulumla. Ben alışveriş yapmaktan nefret ettiğim için, çoğu zaman İstanbul'dan hamallık yapmak durumunda kalıyorum.


 O bir çok şeyler içerisinde annenin odama aldığı bu pembe ufak televizyonum da var. 4 duvar içinde bir velinimet oldu kendisi. Bir dönem boyunca bizim çenemizin dışında, odadaki kuru sessizliği bozdu en azından.


Oda arkadaşın daha gelmemiş ve evden de hazır pişirilmiş yemek getirilmiş olmasından dolayı bana bir tek ısıtması kalan yiyecekleri tek başıma götürdüm. Hali hazırda biraz daha stoğum olduğu için en azından bir gün daha rahatım. Bir de insan kafasını dinlese de, bir nefes daha arıyor yanında. Bu yüzden bizim kızı özlemedim desem yalan olur :)


Beni buralarda hiçbir zaman yalnız bırakmayan o üç hatunun evindeydim ben de birkaç gün, çoğu zamanki gibi..
Gecenin iki buçuğunda tatlı diye diye ölünce, bu revaniler hayat kurtardı. Hiç üşenmeden mutfağa gidildi ve Duygu tarafından hazır revanilere şerbet yapıldı. Hazırdan bu kadar performans beklemiyordum ama, neredeyse elle yapılmasından hiçbir farkı yokmuş.


Can sıkıntısından evde gelinen son nokta da, bu kare. İki kişinin kendi işleriyle uğraşıp, onunla ilgilenmemesi ve bunun sonucunda susup bir köşede bunları yapan Şebnem ve onun hayal gücüyle çizilmiş, özenle kesilmiş  23 Nisan bebekleri. Neden diye sorsanız, mantıklı bir açıklama veremiyor.


Başka bir gece de sabaha karşı iyice olayı abartıp sofra kurduk. Ev makarnasında emeğim var. Diğer kara gibi olan şeyler de patates kızartması tabi. Yakmasaydık, her şey çok daha güzel olabilirdi ama bunun tadı o saatte ne biçim de güzeldi.

Tamam. Yemek blogu girişimlerini çoğu zaman düşünmüyor değilim. Bir de bu yemek yapamıyor halim. Bir yapabilsem kim bilir bu blog nelerle dolmuş olucak. Aslında öyle blogları okumayı da çok seviyorum.  Tatlıdır, yemektir sıkı takip ettiğim bloglar oluyor. Hevesleniyorum yemek yapmaya sonra ama, niye girişmiyorum hala bilmiyorum. Çuvallamaktan korkuyorum galiba.

Birkaç gündür ben ve kızların hali az çok sadece yemek yemekle geçmiş, şimdi bakıyorum da. Haftasonu müthiş bir Tire - Pamucak - Şirince ve Kuşadası turumuz olduğundan, onu başka bir yazıya saklıyorum, şöyle bol fotoğraflı.

Herkese mutlu haftalar diliyorum !

*Başsalığı dileklerini yorum ve mail yoluyla ileten herkese çok teşekkür ediyorum. 


7 Ekim 2011 Cuma

Günün Enstanteneleri # 4




Dün akşam stresli olan kafamı dağıtabilmenin huzuruyla uyuyup, sabah gözlerimi açıp aşağıya indiğimde, mektubun geldi! diye bağıran çılgın blok yöneticimle karşılaştım. Yazdıklarıyla günümün güzel geçme sebeplerinden biri oldu mektup arkadaşım, merdivenlerden çıkarken okuyup bitirdim anında.

Sevgili Ece'ye selamlarımı iletiyorum, en kısa zamanda yazacağım 


İkinci bir sebepse, anneden gelen koliyi açtığımda gördüklerim ! Sadece benim için yaptığı " Şeftali Reçeli", salça ve unuttuğum bazı ders notlarımı yollayacağını sanarken, yapacağını yapmış ve bu parası yeni azalan ama söyleyemeyen öğrenciye, gökten inmiş etkisi yaratan börekleri açmış, yollamış :)
Çekirdek bile var :)



Vee .. En az börekler kadar etki yaratan, İzmir'de 'nedense' bir türlü denk gelemediğim, benim efsane tadım olan biscolatayı yollaması beni benden aldı. Paketin içinde sadece10 tane var, ben azalmasın diye bir tane yiyebildim  :(

Günümü güzelleştiren güzel insanlara ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum, ve reçelimle başlayıp şimdi bu muhteşemleri yemeğe devam ediyorum :)