haftasonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haftasonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2012 Cuma

Skype Kahvaltısı

Bugün benim için çok erken bir saat yani 9'da kalkmak durumunda kalınca, bütün işlerimi hallettim. Odamı toplayıp, bulaşıkları yıkadım. Alışverişimi yapıp yerleştirdim. Ohooğ daha bir ton şey. Tabi bunlar benim için önemli hareketler :)
Öyle olunca, normalde sandviçle, corn flakesle geçirdiğim kahvaltıyı bu sefer özenle hazırladım.



Anneyle ablamı da karşıma alınca çok da güzel bir kahvaltı keyfi yapmış oldum :)
İstanbul'daki dedikoduları aktardılar bana, ben de onlara buradan bildirim yaptım.
Sabah sabah iyi gitti :)


Buna da yakından bir bakın istedim :)
Bayılırım kendisine.
İzmirliler bilir, Bornova'da meşhur bir bardır Ooze Venue. Ben hiç sevmem orayı ama ablamla gittiğimiz bir gecede bu bardaklarını çok beğenip almıştım. Üzerinde Rolling Stones simgesi var, ne yapayım!
Tabi daha sonra bardak kırıldı ve kıran arkadaşım gidip benim için bir yenisini almak durumunda kalmıştı. Hey gidi.

Bu hafta sonu kendime vakit ayıracağım kocaman bir zaman var önümde. Çılgınlar gibi kitap okuyup, film ve dizi keyfi yapmayı planlıyorum. Hatta hemen başlıyorum bile :)

19 Şubat 2012 Pazar

Göçebe öğrenci ..

Günlerdir bloga yazamadım. Benim için çok çok uzun bir süre . Nasıl özlemişim !
Bu süre içinde İzmirlere geldim. Yanımda bir koli yiyecek, abur cubur ve içine bir çok şey tıkılan bavulumla. Ben alışveriş yapmaktan nefret ettiğim için, çoğu zaman İstanbul'dan hamallık yapmak durumunda kalıyorum.


 O bir çok şeyler içerisinde annenin odama aldığı bu pembe ufak televizyonum da var. 4 duvar içinde bir velinimet oldu kendisi. Bir dönem boyunca bizim çenemizin dışında, odadaki kuru sessizliği bozdu en azından.


Oda arkadaşın daha gelmemiş ve evden de hazır pişirilmiş yemek getirilmiş olmasından dolayı bana bir tek ısıtması kalan yiyecekleri tek başıma götürdüm. Hali hazırda biraz daha stoğum olduğu için en azından bir gün daha rahatım. Bir de insan kafasını dinlese de, bir nefes daha arıyor yanında. Bu yüzden bizim kızı özlemedim desem yalan olur :)


Beni buralarda hiçbir zaman yalnız bırakmayan o üç hatunun evindeydim ben de birkaç gün, çoğu zamanki gibi..
Gecenin iki buçuğunda tatlı diye diye ölünce, bu revaniler hayat kurtardı. Hiç üşenmeden mutfağa gidildi ve Duygu tarafından hazır revanilere şerbet yapıldı. Hazırdan bu kadar performans beklemiyordum ama, neredeyse elle yapılmasından hiçbir farkı yokmuş.


Can sıkıntısından evde gelinen son nokta da, bu kare. İki kişinin kendi işleriyle uğraşıp, onunla ilgilenmemesi ve bunun sonucunda susup bir köşede bunları yapan Şebnem ve onun hayal gücüyle çizilmiş, özenle kesilmiş  23 Nisan bebekleri. Neden diye sorsanız, mantıklı bir açıklama veremiyor.


Başka bir gece de sabaha karşı iyice olayı abartıp sofra kurduk. Ev makarnasında emeğim var. Diğer kara gibi olan şeyler de patates kızartması tabi. Yakmasaydık, her şey çok daha güzel olabilirdi ama bunun tadı o saatte ne biçim de güzeldi.

Tamam. Yemek blogu girişimlerini çoğu zaman düşünmüyor değilim. Bir de bu yemek yapamıyor halim. Bir yapabilsem kim bilir bu blog nelerle dolmuş olucak. Aslında öyle blogları okumayı da çok seviyorum.  Tatlıdır, yemektir sıkı takip ettiğim bloglar oluyor. Hevesleniyorum yemek yapmaya sonra ama, niye girişmiyorum hala bilmiyorum. Çuvallamaktan korkuyorum galiba.

Birkaç gündür ben ve kızların hali az çok sadece yemek yemekle geçmiş, şimdi bakıyorum da. Haftasonu müthiş bir Tire - Pamucak - Şirince ve Kuşadası turumuz olduğundan, onu başka bir yazıya saklıyorum, şöyle bol fotoğraflı.

Herkese mutlu haftalar diliyorum !

*Başsalığı dileklerini yorum ve mail yoluyla ileten herkese çok teşekkür ediyorum.