anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2013 Cuma

Bayram Dediğin..

.. benim için ananede bütün gün sadece vakit geçirmekten ibarettir!


Çok kafa kadındır. Birlikte fena halde gülme krizlerine gireriz. 
Diğer akrabaları ziyaretten ziyade genelde bayramlarda ben sadece ananemle takılırım. Bu sefer diğer birkaçını da dolanıp soluğu yine anane evinde aldık.
Bayram yemeği yiyip, koklaştık bol bol.


Anane evi benim için en güzel sahaf.
Bir şeyleri saklama huyumu ondan aldığım söylenir.
Her gittiğimde kurcalarım, yeni yeni şeyler çıkar ortaya.
Bugün eski fotoğraflara baktık, üşenmeden kim kimmiş, kimin karısıymış, kimin çocuğuymuş hepsini anlattı.
Ben de zevkle dinledim yine.


Eskilerden bahsederken bu kart çıktı ortaya.
Ananem annesini hiç görememiş. Sürekli annesiz büyüdüm diye anlatır.
Bugün ilk defa annesinin onda olan tek fotoğrafını gördüm.
Ben hüviyet olduğunu düşünüyorum, ananem tren bileti gibi bir şey diyor.

Saklıcağıma dair söz verdim ve aldım.


Her ananenin evinde olduğunu tahmin ettiğim, sıkış tepiş tablo kenarı vesikalıkları.
Sanırım onda bunlardan 3 tablo dolusu daha var.
Sülalecek her yaştan halimizle evi işgal ediyoruz.


Merhaba, piksellikten parçalara bölünmüş ön kamera mağdurlarıyız. Ama çok sevdim.

Bir bayram günüm anane evinden kesitlerle böyle geçti benim.

Herkese sevdikleriyle mutlu bayramlar diliyorum!

Instagram için buraya bir tık

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Slatko'ndan


Sırf anneler günü olduğu için ona özel şeyler yazmak yetmez aslında.
Tabi değerini sadece bir günde göstermek istemediğimden ertesi günü yazısı bu.
Öyle çok büyük süslü laflar etmeyeceğim.
Onun da çok iyi bildiği ve benim her özel günde onunla paylaştığım bir ballad'la dalıyorum yine yazıya.

Yalnızca,
Hayatım boyunca yanımda olduğun ve hep olacağından emin olduğum için,
Beni hiçbir zaman bırakmayacak tek insan olduğun için,
Ne derdimi anlatırsam anlatayım, dünyanın en büyük sorunuymuş gibi dinlediğin için,
Bıkmadan usanmadan akıl verdiğin, çözüm bulduğun, gönlümü ferahlattığın için,
Ve en önemlisi de, Marc Levy'den bir alıntıyla

Üç yıldır "yokluğumu bile affedecek gücün olduğu için"

Teşekkür ederim

Seni çok seviyorum meleğim..

23 yaşındaki kocaman slatko kuzen


"May there always be angels to watch over you
To guide you each step of the way
To guard you and keep you safe from all harm"


"Annemin gözlerinin, ağzının kenarında beliren çizgileri seviyorum. Kendisi nefret ediyor, biliyorum.
Ama bana güven veriyorlar.
Yüzünde gördüğüm çizgiler

İkimizin hayatının izleri"

Marc Levy / Gölge Hırsızı


Fotoğraf boynumda taşıdığım kolyeden. Tam hali için buraya bir tık 

24 Nisan 2013 Çarşamba

Bir İstanbul Çilesi

İstanbul'a gelir gelmez yığınla misafir ağırlamak, dünü yeterince yorgun kapatmama sebep oldu. Bu sabah uyandığımdaysa, ananem tarafından defalarca dürtülerek uyandırıldım. Evet sinirlendim, ama özlemişim. Napayım.
Ablamın Eylül 1'de evlenecek olması ve benim yeterince geniş bir insan evladı olmam sebebiyle, aylar öncesinden giyeceğim elbise-ler aradan çıkarılsın istenmiş ve buralara kadar getirtilmiş bulunmaktayım. Bugün bu amaca yönelik bir atak gerçekleştirip, ablam ve annemle Kapalıçarşı'nın kalabalık kollarına bıraktık kendimizi.


İlk başta sakin gibiydi ortalık. Ama ben sonra bütün İstanbul'un orada toplanacağını nerden bilebilirdim ki.
Zaten alışverişten nefret ediyorum, onu geçtim İstanbul'un bu iğrenç kalabalığıyla birlikte kendisinden de nefret ediyorum. Bir de üstüne o kalabalığı yara yara yürümek hiç iyi gelmedi bana.

 

Daha ilk dakkalardan yenilgiye uğramış bir Sarı var buralarda. 
Neden, çünkü gittiğimiz nalet olası terzinin ağzındaki sakızla benimle iletişime geçtiğini sanması beni tüm gün sürecek bir sinir harbine maruz bıraktı.
Nasıl aptallaştığımın ispatı gibi bu.
Nolur o sakızı hunharca çiğnemeden önce bir düşünün!
Ahh.


Dışarlarda hava aldık, dinlenmeden yorulmaya fırsat olmadan bütün çarşıyı alt üst ettik.
İtinayla bana kumaşlar seçildi, ne söylendiyse he dedim. Çünkü ben kıyafet işinden anlamıyorum.
Neyse ki nikahta kırmızı giyeceğime hem fikirdik.
Elbiseyi de en azından bir emeğimi yansıtmak amaçlı kendim çizmeye karar verdim.
Derin bir yırtmacı olacak ve dekolteyi de basacam. Bana bırakmayacaktınız.


Yorgunluk ve sinire rağmen yine de yüzümde masum bir gülümseme hakim. Yoksa yanımdaki hatunlar beni lime lime edecekler!


Ne kadar yorgun olsam da, onlarla vakit geçirmeyi çok özlediğim için hiç sesim çıkmadı.
Her söylediklerine beklenmeyecek şekilde anlayışla karşılık verdim, ilk defa.
Zaten içim huzur dolmuş arkadaş.

Eve döndüğümüzdeyse, en son ananemin o müthiş yemeklerinden yerken kendimden geçmişim.
Geldiğinden beri napıyorsun desen, vericeğim tek cevap yemek yiyorum! olucaktır zaten.

24 Ekim 2012 Çarşamba

O Vintage Kolye

Benim çok önceden bir resimli vintage kolyeye hevesim vardı. Uzun zaman oldu alalı da. Ve aldığımdan beri boş bir halde, içine resim yerleştirilmesini bekliyordu. Bir kenarda kalıvermiş.

Ama Lady Jane'in yazdığı bir yazı üzerine, beni beklediği aklıma geldi ve kalkıp yarım kalan işimi hallettim. İçine, düşündüğüm gibi anne ve babamın birer resmini ayarladım.



Aslında uzakken resimlere pek bakmayı sevmem ben. Baktığında özlemini gideren değil de, daha çok özleyen biriyim, sebebi budur.


Ama şimdi, kolyenin içinde özellikle ikisinin de gençlik hallerinin resimleri olsun istedim. Buradaki resimlerde benden sadece birkaç yaş büyükler. Yaşıma yakın olmaları hoşuma gidiyor. Böylece baktıkça kendimi daha da iyi hissediyorum.

Sanırım yanından ayırmadığın bir nesne var mı diye soran olduğunda, artık bu cevabı verebilirim.

Herkese iyi bayramlar diliyorum!

28 Eylül 2012 Cuma

Skype Kahvaltısı

Bugün benim için çok erken bir saat yani 9'da kalkmak durumunda kalınca, bütün işlerimi hallettim. Odamı toplayıp, bulaşıkları yıkadım. Alışverişimi yapıp yerleştirdim. Ohooğ daha bir ton şey. Tabi bunlar benim için önemli hareketler :)
Öyle olunca, normalde sandviçle, corn flakesle geçirdiğim kahvaltıyı bu sefer özenle hazırladım.



Anneyle ablamı da karşıma alınca çok da güzel bir kahvaltı keyfi yapmış oldum :)
İstanbul'daki dedikoduları aktardılar bana, ben de onlara buradan bildirim yaptım.
Sabah sabah iyi gitti :)


Buna da yakından bir bakın istedim :)
Bayılırım kendisine.
İzmirliler bilir, Bornova'da meşhur bir bardır Ooze Venue. Ben hiç sevmem orayı ama ablamla gittiğimiz bir gecede bu bardaklarını çok beğenip almıştım. Üzerinde Rolling Stones simgesi var, ne yapayım!
Tabi daha sonra bardak kırıldı ve kıran arkadaşım gidip benim için bir yenisini almak durumunda kalmıştı. Hey gidi.

Bu hafta sonu kendime vakit ayıracağım kocaman bir zaman var önümde. Çılgınlar gibi kitap okuyup, film ve dizi keyfi yapmayı planlıyorum. Hatta hemen başlıyorum bile :)

6 Mart 2012 Salı

Sadece bir hırkaydı ..

İstanbul'dan gelirken en sevdiğim hırkamı orada unuttuğumu farkettim sonradan. Annem de dün onu paketleyip yollayacaktı bana. Güya yanına bir iki parça eksiğimi de koyucaktı.



Daha önceki yazılarda da belirtmiştim, ben alışveriş yapmaktan nefret ederim.  
Yani ihtiyacım olsa da gidip almak yerine dışarda yemeyi ya da hiç yememeyi tercih ediyorum.
Benim eksiklerim bunlarmış meğer :)
Hırka alıcam derken, koca koliyi bloga taşırken buldum kendimi yine ..
Bunlar işin sadece bir kısmı, bir de buzdolabı tayfası var tabi, ana yemeklikler falan ..
Ağzımdan hiçbir şey kaçırmıyorum eminim, ama kadın her seferinde stoğumun bittiğini tahmin edip tam zamanında ihtiyaçlarımın hepsini yolluyor


Elleriyle yaptığı elmalı turtasını ve kurabiyeyi nasıl bir keyifle yedik ..
Koliden bütün bunlarla birlikte onun kokusu da çıktı aslında, miss gibi hem de..

27 Ekim 2011 Perşembe

Beni Alıntılar Anlatsın #3





          “Annem bu hüzünlü dünyada kalakalmış, saygıya layık bir kadın”
                                            Hayatı da iyi bilirdi


                                                   Demiş;
                                       Jack Kerouac ..
                     Bir annenin en iyi tanımıydı bu okuduğum
                   Yaş ilerledikçe bu söze daha çok inanıyorum