günün enstanteneleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günün enstanteneleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2012 Salı

Ne Mi Yaptım?


Uzun zamandır yorumlara, maillere cevap verememiştim.
Herkese yazdıklarından, yorumlarından dolayı teşekkür ediyorum.
Ben bir süre kafamı dinlemedeydim.
İzmir'de 4.üyesi olduğum evde zaman geçirdim.
Çok gezip dolaştım.
Arada insanın sadece kendine vakit ayırması, canının istediği şeyleri yapması kadar güzel bir şey daha yok.
Sonunda gayet zinde bir şekilde dinlendim ve buradayım


Bu arada köye gelen dostlarla yaptığımız mini piknikten fotoğraflar ekleyeyim istedim.
Yaz çocuğu olduğumu söylemiştim.
Böyle güzel havaları ne kadar çok bekledim bilemezsiniz.


Feza.
O dostlardan bir tanesi.
Burada dertsiz tasasız bir günümüzde.
Herkes huzurlu.
Ama;
Dün onu Afyon'a memleketine yolladık. Perişan bir halde itiraz etmeden kabul etti.
Daha önce ölümü hiç yaşamamış o. 
Telkin edilme çabalarını hiç bilmemiş.
Hiç, daha önce kimseden 'ümidini kesme' gibi sözcükler duymamış.
Dedesi şu an beyin kanamasından yoğun bakımda. 
Çok yaşlı olduğundan İzmir'e getirilemiyor.
Ve biz, iki gündür onun için dua ediyoruz.
Eminim ki siz de dualarınızı esirgemezsiniz.
Herkese şimdiden tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.

27 Aralık 2011 Salı

Günün Enstanteneleri #12

Salı günleri oda arkadaşımla zoraki kahvaltımız için erken uyanırız. Amacımız sessizce odadan süzülmek.
Yine patırdı yapmadan odadan bir an önce çıkabilmek isteğiyle hazırlandık ki, o sesi duyan ilk ben oldum.
Geç kaldık ..
Elektrikli süpürge .. 
Ardından yavaş adımlar ..
Göz göze geldik, dışarıdaki adımlar sıklaşmaya başlayınca durduk. Ve o an..
Kapı kırılırmışçasına vururken bir yandan da anahtar deliğine saldıran, açamayacağını bile bile kapıyı yıkan o eller ..
O ciyak ciyak bağıran ses..
'Kızlaaaaarrrrrr, uyandınız mı ?! Temizliiiiiikkk, kızlaaaaaaarrr açııınnnnn ?!! Açın kapıyı haydii haydiii !! '
Kulaklığından duyulan son ses arabesk müzik ..
Derin bir nefes alıp kendimi öne attım. Kapıyı açtım ve 'Sakin' dedim. 'Yavaş .. Şimdi elindekini usulca yere bırak ve telaş yapma. İçeri girebileceksin. Sabret .. 5 dakika sonra tekrar gel. Oda senindir.'
Ve neden olduğunu anlamadığım cevap: 'Ben artık sizden korkmuyorum, eheheh. Hem bak şarkı da söylüyorum. - .... dayanmak çok zormuş böyle sevinceee, sana mutluluklar sözüm kardeşçeee ...'


Bu sözlerin üzerine nasıl boş baktım, kapıyı o şaşkınlıkla nasıl kapattım bilmiyorum.
Her şey de ayarladığımız gibiydi halbuki. 
Sabah kalkılacak, O'na görünmeden usulca bloktan çıkılacak ve güne huzurlu başlanacak.
Ama sonuç ..
Sabahın köründe bu ablaya ne içiriyorlar ?
Yüksek dozda çamaşır suyu kokusundan mı bu halde ?
Bunun bir sebebi, mutlaka bir açıklaması olmalı.


Sonrasında Bornova'dan çıkıp, Konak'ta denize karşı mis gibi kahvaltıyı yemek paha biçilemezdi evet.



Havasını içime çekmeye doyamadığım şehir.
Bunu yine farkettim.


O sinir harbini attık üzerimizden.
Bir de dersten sonra köye yürürken, sesini uzun zamandır duymadığım Eddie çıktı ortaya playlistten. 
Yol boyunca aldı götürdü Rise'la beni yine başka diyarlaraa ve şarkı bittiğinde farkettim ki köyün bahçesindeyim.
Yine de güzel, ama onu dinlemeye bu kadar ara vermemeliyim bir daha.
Burnumda tütmüş meğer.


*fotoğraf alıntıdır.

11 Aralık 2011 Pazar

Bu Hafta da Böyle ..

  Günlerdir bir uyuşukluk içindeyim yine, hasta da değilim ama amaç tembellik yapmak ..
Sevdiğim gruptan, sevdiğim "Yellow" şarkısını dinlemek hep beni mutlu etmiştir, bu hafta da güzel olan şeylerden bir tanesiydi . Yine gülme krizine girdik ama, olur öyle şeyler :)



  Çılgın blok yöneticim, cuma günü beni turnikelere kadar kovaladı desem yeridir. Yine ne yaptım diye sonunda durup, arkamı döndüğümde elime mektubumu tutuşturdu. Kendisi nedense bunun bir aşk mektubu olduğunu savunuyor her seferinde. Koskoca isim yazan sol üst köşeyi, nickname sanıyor, artık bozmuyorum.
Alışamadım bende her mektup geldiğinde mutlu oluyorum :)


Ha bir de huzur cafe'ye haftalık ziyaretlerimiz oluyor. Huzur'lu çünkü orası ..

  Yan odamdaki kızın elinde Japonca kitap gördüm. Sanırım kursa falan gidiyor, bir imrendim. Kendime ikinci dil olarak neyi seçeceğimi daha bilemiyorum. Okuldan mezun olana kadar bir şeyler yapmak zorundayım ama hala kararsızım. Japonca'ya karşı konulamaz bir ilgim var şu sıralar, ama İspanyolca'da olduğu gibi bir heves mi, yoksa kalıcı bir şey mi onu anlamam lazım artık =/ 

  Gençlerle hafta içerisinde toplanıp, bütün itirazlarıma rağmen LOTR izledik .. Daha ne zamana kadar erteleyebilirdim bilmiyorum ama, iyi de oldu aslında. 
  Feza'nın daha önce yarım yamalak izlemesinden dolayı, yorumlar biraz geniş çapta olunca ve ben de bunlara katılınca diğer 5 kişi biraz oflayıp pufladılar tabi .. Ama hem eğlendik, hem izledik fena da olmadı. Şimdi serinin devamını izleyeceğimiz için, asıl korkutan şey Feza'nın diğerlerini de bölük pörçük bilmesi  :)

4 Aralık 2011 Pazar

Günün Enstanteneleri #11

Sabah, öğlen, yani akşamüstü, uyandığım bir saat diliminde işte herneyse, siparişimi almaya bloğun önüne indiğimde, 4 gündür yurttan çıkmamış olmanın verdiği halsizlikle hastalıktan sararmış bir surat, darmadağın bir saç tepeden toplu halde, üzerinde çeşitli ayakkabı resimleri olan bir pijama, battaniyeli bir mont ve banu alkanımsı pembe peluş terliklerle (benim süslü abladan ihtiyaç üzerine gelenler) öksüre öksüre merdivenlerden inince, her zaman siparişleri getiren çocuk benden ürktü. Konuşmadı, ama o acı dolu bakışlarından anladım.


Keşke kolay gelsin demeseydim, hatta gıkımı çıkarmasaydım çünkü konuştuğumda sesimde çatallı çıktığından dolayı hepten bir tereddütlü 'afiyet olsun' karşılığını aldım. Hani sana söylesem ne fayda der gibi ..

Buna sinirlenip gaza gelmiş olacağım ki, ortamdaki hastalık havası dağılsın diye, ufak bir oda temizliği yaptım kendi çapımda .. Toparlandım, insana döndüm, arkadaşım da aldı beni dışarı çıkardı daha sonra ..


Artık biraz kendime gelmenin etkisiyle, şuan gayet iyileştim sonunda .. Çok dinlenmek de insana iyi gelmiyormuş onu anladım en fazla 3 gün yeterli sanırım.


Ey ev ahalisi, ananenin ördüğü bereyi de kullanıyorum görün, bakın bilginize :)



Biraz şaklabanlık bile yaptık, tıpçıların çalışma mekanına yaklaşınca
Her seferinde merdivenlerden çeşitli şarkıları mixleyip ıslık öttürerek çıkan kız da benim sayın Papatya sakinleri :)

*Geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkürler ..

2 Aralık 2011 Cuma

Günün Enstanteneleri #10

Günlerdir neden yazmadım bilmiyorum, sanırım vakit bulamadım
İstanbul'a gidiş-dönüş herşey çok ani olduğundan ne yerde ne gökteyim


Kısa İstanbul tatilinin en güzel tarafı işte ..
Uykusu geldiğinde gülme krizine giren bir bebek daha önce görmemiştim.
Ama bu burnumda tüten prenses, gülmek için bir sebepe bile ihtiyaç duymuyor
Maşallah diyerek ekliyorum bu fotoğrafı
Her baktığımda gülüyorum ben de 

Şimdilerde ise iyice şifayı kaptım.
Sürekli çeşitli çaylar içip duruyorum. Dün saydım 7 farklı çeşit çayım var ve hepsini de içiyorum.
-normal çay, ıhlamur, yeşil çay, böğürtlen, yeşil elma, kırmızı elma ve yaban mersini-
Hangi ara bu kadar çay delisi oldum bilmiyorum ama, çok güzel olmuş.
Ne güzel arkadaşlar edinmişim ki, hastayım diye odamı düzenleyip, çamaşırlarımı yerleştirip, bulaşıklarımı bile yıkıyorlar.


Bu aralar müzik dinlemek de her zamankinden daha çok yatıştırıyor beni.
İstek yaptığım şarkılar da boş vakit doldurmak için değil, gerçekten çok iyi geldikleri için. Ama dün buna ihtiyacım olduğu halde şarkı isteyemeden uyuyakalmışım


Bugün daha dinç uyandım, ama yine de  kırgınlıktan derse gidemedim. Az önce arkadaşımın yapıp getirdiği sıcak çayı içtim. Ne de güzel gitti anlatamam.


İstanbul'dan dönerken, vapurda insanlar sigara içmek için otobüsten iniyorlar, bense kulağımda kulaklıklarım, dinlediğim şarkının manzaraya nasıl yakıştığını görebilmek için iniyorum.
Rüzgar yüzüme çarparken, evrenin müzikle nasıl değişebildiğini görüyorum

Böyle işte..

7 Ekim 2011 Cuma

Günün Enstanteneleri # 4




Dün akşam stresli olan kafamı dağıtabilmenin huzuruyla uyuyup, sabah gözlerimi açıp aşağıya indiğimde, mektubun geldi! diye bağıran çılgın blok yöneticimle karşılaştım. Yazdıklarıyla günümün güzel geçme sebeplerinden biri oldu mektup arkadaşım, merdivenlerden çıkarken okuyup bitirdim anında.

Sevgili Ece'ye selamlarımı iletiyorum, en kısa zamanda yazacağım 


İkinci bir sebepse, anneden gelen koliyi açtığımda gördüklerim ! Sadece benim için yaptığı " Şeftali Reçeli", salça ve unuttuğum bazı ders notlarımı yollayacağını sanarken, yapacağını yapmış ve bu parası yeni azalan ama söyleyemeyen öğrenciye, gökten inmiş etkisi yaratan börekleri açmış, yollamış :)
Çekirdek bile var :)



Vee .. En az börekler kadar etki yaratan, İzmir'de 'nedense' bir türlü denk gelemediğim, benim efsane tadım olan biscolatayı yollaması beni benden aldı. Paketin içinde sadece10 tane var, ben azalmasın diye bir tane yiyebildim  :(

Günümü güzelleştiren güzel insanlara ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum, ve reçelimle başlayıp şimdi bu muhteşemleri yemeğe devam ediyorum :)