Artık tamamen taşınıyorum. Bu sebepten dolayı da yazılar biraz aksıyor vs. Affola.
Geçen gün Şebnem'le Büyükpark'a gidip kitap okuma niyetindeydik. Canımız banklarda oturmayı istemeyince, yeşilliğin ortasında sanki bizim için oraya yapılmış bir alan bulduk ve yayıldık.
Havanın soğuk olmasına aldırmayıp, gidip orta yerine oturduk.
Dersimi bekleyene kadar zaman geçirdik.
Ve kitapları çıkardık.
Uzun zamandır huzuru bu kadar içten yaşamamıştım.
Martı'yı okuyuşum 87324920. kez sanırım. Jonathan Livingston'la büyümek bir insanın kişiliğini etkiliyor bir de.
Altını çizdiğim cümlelere, tekrar okumalara doyamıyorum.
Bu parka en çok yakışan da, içindeki Martı'lar oldu.
Kitabı açtığınızda, içinden çıkıp uçacaklarmış gibi.
Bayağdır fotoğraf çekilmemişim bir de, onu fark ettim.
1 nolu ev arkadaşını görüyorsunuz. Bir önceki yazıdan, yeni hala olduğunu bilirsiniz.
Hatun şirinlikten ölüp gidecek.
Koşturmacaların içinde, iyi bir gün ayırdık kendimize. Bundan sonra her kitap okuma isteğinde, orada bulunacağız sanıyorum.
Yazacak çok şey, okuduğum kitapları anlatacak çok yazı bekliyor sırada. Her şey düzene girince, daha sık yazacağım elbette.
Yazılarınız, yorumlarınız için çok teşekkür ederim.
Özellikle bir önceki yazıda, Altay bebeğe dilekleriniz için ayrıyetten çok teşekkürler!
İyi ki siz varsınız. Burada olduğunuzu bilmek, iyi hissettiriyor :)






