marcy levy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marcy levy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2012 Cuma

Marc Levy / Gölge Hırsızı


Gölge Hırsızı'nı geçtiğimiz aylarda bloglarda çok sık görmüşsünüzdür, malum D&R'ın Can Yayınları kampanyasının bence en iyi kitaplarından biriydi.
Ben de kampanya kitaplarına bakarken elim direk bu kitaba gitmişti.

Konusu çok ilginç gelmişti, adından da anlaşıldığı üzre gölge hırsızı olan bir kahramanımız var.
Ama benim için kitabın en sevdiğim yanı bu fantastik tarafının olması dışında, asıl kişinin hayatına tamamen hakim olabilmeniz. Yani olay sadece genç adamın bu özelliğine odaklanıp gitmiyor, yaşamındaki sorunları, ailesini ve aşkını da anlatıyor.

Hiç uzatılmadan, tam da bitmesi gereken yerde bitti. Olaylar çözüldü ve ben rahat bir nefes aldım. Karar okuyucuya bırakılmadı yani. Artık korkuyorum karşıma öyle bir şeyler çıkacak diye.
Sanırım bu konuda Murakami dışında başka bir yazarı kaldıramam çünkü.
Hem öyle mıç mıç bir aşkla da karşılaşmıyorsunuz. Olabildiğince saf, gerçekten.

Bu kitabı okuduktan sonra Marc Levy'nin diğer kitaplarına da sarmayı düşünüyorum.
Şimdiyse delicesine merak ettiğim Mine Söğüt'ün "Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey" kitabına başladım. Bir sonraki kitap yorumu oradan gelecek.
Küçük Kara Balık'tan sonra tabi :)

"Birine bağlanmak son derece tehlikeli. İnsanı inanılmaz incitiyor. Onu kaybetmenin korkusu bile acı veriyor. Bunun olabileceği daha önce aklımın ucundan geçmezdi." (syf; 86)

D&R'da Can Yayınları kampanyasından aldığım diğer kitaplar için, buraya bir tık.

27 Eylül 2012 Perşembe

Ders Dinliyorduk

Ben göçebe olduğumdan dün 3. bugün 4. sınıfların dersindeydim. Diğer bütün sınıflara nazaran az tanıdığım bir kitleydi ama sıkıntıdan yeterince kaynaştık zaten. Hem geçen yılki ilk oda arkadaşım da oralardandı.



Dersin ortalarına kadar normaldik ama, sonra şu şekli aldık.
Sayın Küçük hocamı çok severim, güleç de bir adamdır ama daha ilk ders olduğundan öylesine genel bilgiler verdiği için biraz dikkatimiz dağıldı. Tamam dağılmadı da aslında, tam anlamıyla sıkıldık. 
Hatta sıkıntıdan Zeynep bir ara telefonla kredi kartı borcunu bile ödedi.
Görüldüğü üzre ben de ufacık not tutmuşum zaten.


Albeni bugün benim kahvaltım oldu. Saat 4'teki derse bile yetişemediğim düşünülürse hak ediyorum tabi böyle geçiştirip aç kalmayı.
Sevgili hocam da Madran şişesinin arkasında kalmış. Çok iyi bir adamdır, gülmese bile gamzeleri görünür inanır mısınız? O yüzden hep aslında gülüyormuş gibi görünür. Sınavlarda bu durum sinir bozucu olabiliyor ama.

Gölge Hırsızı'na da daha yeni başladım. Şimdilik iyi gidiyor diyebilirim. Kısa bir zamana bitirebilirim sanırım.


Dersten koşturarak çıktığımızda açlıktan ölüyorduk.
İşte bir öğrencinin en en en yakın dostu bildiğiniz gibi. Bakmayın çok değişik aslında, sade yapıldı bugün.
Şu durumu da nasıl açıklayabilirim diye düşündüm bir de.
Süzgecimiz olmadığından dolayı makarnayı garip yöntemlerle süzmemiz gerekti biz de böyle tepsiye dökerek çareyi bulduk, başka bir kap da bulamayınca tabi. Çünkü ben sanki bütün köye yapmışım makarnayı, o kadar çoktu ki.
Çareler tükenmiyor işte.

Bir garip sıkıcı gün de böyle geçti.