douglas adams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
douglas adams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2012 Çarşamba

Beni Ararsanız, Tam Olarak Buradayım


Ben Burada Kayboldum.
Tek Post.

19 Ağustos 2012 Pazar

Geçtiğimiz Günler

İzmir'de günler hep aynı geçti aslında.
Gündüzleri uyku ve sıkılma arası bir hava, akşamları da dışarıda yürüyüşler falan.
Aslında yaşlı emekliler gibiydik.
Hal öyle olunca, sınavlar bittiğinde ikinci bir Foça çıkarması yapalım dedik.


Doyamamışız da biz oraya evcek.
Bu sefer iskelede oturmayı tercih ettik, denizini seveyim.


Sandviçler yaptık, yolluk yaptık oturduk yedik durduğumuz yerde.
Bütçe de kısıtlı olunca ve ona rağmen gitmek isteyince biraz zorlandık tabi
O yüzden yiyecek içeceğimiz evdendi, öğrenci hali.


Emektar çantaları taktık yine sırtımıza.
Az yol gelmiyorlar benimle.


Sahilde biraz Otostopçu.
Gidişimiz akşam üstlerine denk geldiğinden müthiş bir hava vardı, hiç bunalmadık.

Bütün bunların ve Foça'nın dışında, Bornova'da gittiğimiz yerler mekanlar da hep aynı.
Zamanımızın çoğu oralarda geçtiğinden.
Artık önlerinden geçerken neden içeri girmediğimizi sorar oldular.
Bıktık yahu diyemiyoruz tabi.


Fazladan ezmeler, domatlar geliyor her zaman gittiğimiz Korköz'de önümüze mesela.
Çılgın gibi saldırdığımız için her seferinde, artık normal rutin servisler bize yetmiyor.


Bir de burada, böyle güzel insanlar var.
Beri Blues kafa dağıtabildiğimiz tek yer ve bu insanlar da kafamızı dağıtabilen nadir kişiler.
Hele şu Yiğit bir yellow söyler diğerleri de öyle güzel çalar ki, alın böyle sevin onları.
Evlat gibiler.
Yaptıkları müzikle onlar bizi, programlarına giderek de biz onları yalnız bırakmıyoruz.
Bir ara ayrıntılı bir şekilde onlar hakkında bir yazı yazacağım.
Grup şu an pek bu şekilde olmasa da, bizim için hep böyleler.


Dün yolculuğa çıkacağımı söylemiştim ve iyi yolculuklar dileklerini ileten herkese çok teşekkür ederim :)
İstanbul'a dönerken artık yolları ezberledim..
Eskiden nerede olduğumu bir türlü çıkaramazdım.
Bu aslında beni sinir ediyor, bilmeden gidip gelmek güzeldi çünkü.
Neyse ki yol her türlü güzel.
Tek başıma müziğimi açtım, kitabımı okudum.
Feribotta gece vakti üşümenin kefini çıkardım.



Vee her yolculukta olduğu gibi, durak Bursa olunca otobüsten koştura koştura inip terminalde her zaman uğradığım yerden çikolatalı Saray Helva'mı kaptım.
Yanımdaki bütün varlığımı buna yatırabilirdim.
Yine istedim şimdi.

Gidip daha sonra yemek için bıraktığım bir kaç tane helvayı da mideye indireyim.
İstanbul'da olduğumdan artık sizi de daha çok takip edebileceğim.
Bloglarınıza uğramanın vakti :)

Herkese de iyi bayramlar diliyorum..

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Böyle


Son yazımdan 10 gün sonra elime aldım kitabımı da.
Eski Foça sahilde, emrivaki bir huzurla okudum bir kaç bölüm.

Kafam o kadar karışık, garip bir ruh halindeyim ki düşüncelerim bile yok oldu
Yapabildiğim tek şey, bir kaç sayfa okuyup müzik dinlemek
Değişik bir şekilde eskiden olduğu gibi değilim aslında.

Bugün de upuzun bir yolculuğa çıkıyorum, sanırım bana iyi gelecek en güzel şey.
Sonrasında düşüncelerim de özgür.
Harika.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Edgar ve Douglas İkilisi

Şu sıralar bütün gün oturup, bir Edgar bir Douglas okuyorum.
Edgar bende sabittir, yanına sürekli bir kitap gelir, bildiğiniz üzre bu seferki Otostopçu oldu tabi.


Evin içinde bu iki tuğla gibi kitapla ordan oraya gezinip duruyorum.
Edgar'ın okuduğum hikayelerini tekrar okuyorum, altını çizmediğim yerleri çiziyorum.
O benim için sabit, sonsuz bir kitap.
Otostopçu'nun da bir kelimesini kaçırmıyorum, başlamadan önce çok güzel bir dille anlatıldığını biliyordum ama bu kadar da eğleneceğimi tahmin etmemiştim.
Ah Marvin, dostum.


Genelde güneş gittikten sonra, balkonda bu şekilde bakınarak kitap okuyorum.
Kucaklıyorum kitaplarımı, yerleşiyorum buraya.
İşin kötüsü Otostopçu'nun ben kitabı okurken, Duygu filmini alıp izledi.
Ama oturup tartıştığımızda, filmde bir sürü eksik olduğu ortaya çıktı.
Şimdi o da kitabı okuma meğilinde.
Bitireyim, belki filmi ben de izlerim bilemiyorum.
Şu an kafamda öyle güzel bir evren kurdum ki, bozulmasın da istiyorum.



Kitap okuma seansı şu sıralar çoğu zaman işte bunun gibi geçiyor.
İkisi de birbirinin sırasını bekliyor, evlatlarım benim.
2 kitabı bitirip ( Otostopçunun Galaksi Rehberi, Evrenin Sonundaki Restorant) 3.süne adım atabildim an itibariyle.
Onca ağırlığına rağmen derslere götürüp, orada da okuduğum oluyor inatla bırakmıyorum.
Bu sıcakta yapılacak olan sınavlar için bana şans dileyin, bu yüzden yazıya pek vakit ayıramıyorum.

Umarım herkes iyidir, yorum bırakamasam da elimden geldiğince dolaşıyorum.

27 Temmuz 2012 Cuma

Dün Doğmuşum Ben!

Evet, 26 Temmuz sabah onbir buçuk sularında geldim herhalde ben dünyaya.
Aslında öyle belirli günlere önem vermem ama, doğum günleri özeldir.

Gece 12'den sonra, annenin organizasyonunda gelen pastamız bile vardı.
Hatun taa İstanbullardan yetişti buralara tabi
Böylelikle fakir bir öğrenci evi doğum günü sofrası yaratmış olduk :)


Sevgili ev arkadaşlarının yapacağı sürprizleri tek tek bozduğumdan moraller de bozuldu biraz .
Koskoca Bornova'da bana aldıkları posteri eve götürürken göresim gelmiş onları ne yapayım yani :)
Posterin içeriği sürpriz oldu ama tabi, hayran oldum resmen.
 Bakınız güzelliğine.
Singin' in the Rain sevdama yönelik :)


Bir başka yakaladığım hediye var sırada.
Aldığımız dvd yi ararken Duygu'nun çantasından da o çıktı ne yapayım ben şimdi?
Tim Burton'ın karakterlerine benzemesini seveyim onun.
Forest Ghost diye geçiyor zaten.


Paketinin arkasında yazan da;
"Your Forest Ghost Guardian will bring you good luck"
Harika.

Şimdiyse enişteden gelen hediyeye geçiyoruz.
Bu kargodan haberim yoktu bu sefer gerçekten, bunu yakalayamadım :)
Fenerbahçe sevgisi. Nasıl mutlu oldum.


Ve şimdi;
Benim aylardır almayı istediğim fakat bütçemin el vermediği bir isteğim vardı.
Baktığım birkaç yerde baskısı kalmadığından ve basımı da artık yapılmadığından artık umutsuzdum açıkçası.
Her yerde bu isteğimi dile getirdiğimden artık bıkmışlardı benden.
Ama benim güzel ablam ne yapmış etmiş, internetten siparişini vermiş.


Dnr'ın müthiş paketiyle birlikte gelince iyice heyecanlandım.
Ve içinden çıkan güzellik;


Evet sonunda Otostopçu'ya kavuştum!
Bende bu kitapla ilgili güzel bir anı olsun isterdim ama malesef ki öyle değil.
O yüzden uzun zamandır aklımdan çıkarmıştım.
Ama ne kitapların, ne de şarkıların olan şeylerde hiçbir suçu yok!
Onları çıkarıp bir kenara atmak yapabileceğimiz en büyük aptallık olur.
Bu yüzden Otostop'çu candır ve benim tarafımdan okunmayı bekler artık, hem de ellerimdeyken.

Dünyanın en güzel ev arkadaşlarıyla, harika bir doğum günü geçirdim ben dün.
Ailem, arkadaşlarım uzaklardan bile olsa yalnız olmadığımı hissettiriyorlar bana, bundan güzel şey mi var?
Evet her doğum günümde ağlamayı bir seremoni haline getirdiğimden bu sefer de öyle oldu ama, hiç de kötü değildi bu zırlama :)

Sahilde Kafka sonlandı, onun bir yazısı gelecek.
Ve şimdi Otostopçu'ya başlama zamanı!