eski foça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eski foça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2012 Pazar

Geçtiğimiz Günler

İzmir'de günler hep aynı geçti aslında.
Gündüzleri uyku ve sıkılma arası bir hava, akşamları da dışarıda yürüyüşler falan.
Aslında yaşlı emekliler gibiydik.
Hal öyle olunca, sınavlar bittiğinde ikinci bir Foça çıkarması yapalım dedik.


Doyamamışız da biz oraya evcek.
Bu sefer iskelede oturmayı tercih ettik, denizini seveyim.


Sandviçler yaptık, yolluk yaptık oturduk yedik durduğumuz yerde.
Bütçe de kısıtlı olunca ve ona rağmen gitmek isteyince biraz zorlandık tabi
O yüzden yiyecek içeceğimiz evdendi, öğrenci hali.


Emektar çantaları taktık yine sırtımıza.
Az yol gelmiyorlar benimle.


Sahilde biraz Otostopçu.
Gidişimiz akşam üstlerine denk geldiğinden müthiş bir hava vardı, hiç bunalmadık.

Bütün bunların ve Foça'nın dışında, Bornova'da gittiğimiz yerler mekanlar da hep aynı.
Zamanımızın çoğu oralarda geçtiğinden.
Artık önlerinden geçerken neden içeri girmediğimizi sorar oldular.
Bıktık yahu diyemiyoruz tabi.


Fazladan ezmeler, domatlar geliyor her zaman gittiğimiz Korköz'de önümüze mesela.
Çılgın gibi saldırdığımız için her seferinde, artık normal rutin servisler bize yetmiyor.


Bir de burada, böyle güzel insanlar var.
Beri Blues kafa dağıtabildiğimiz tek yer ve bu insanlar da kafamızı dağıtabilen nadir kişiler.
Hele şu Yiğit bir yellow söyler diğerleri de öyle güzel çalar ki, alın böyle sevin onları.
Evlat gibiler.
Yaptıkları müzikle onlar bizi, programlarına giderek de biz onları yalnız bırakmıyoruz.
Bir ara ayrıntılı bir şekilde onlar hakkında bir yazı yazacağım.
Grup şu an pek bu şekilde olmasa da, bizim için hep böyleler.


Dün yolculuğa çıkacağımı söylemiştim ve iyi yolculuklar dileklerini ileten herkese çok teşekkür ederim :)
İstanbul'a dönerken artık yolları ezberledim..
Eskiden nerede olduğumu bir türlü çıkaramazdım.
Bu aslında beni sinir ediyor, bilmeden gidip gelmek güzeldi çünkü.
Neyse ki yol her türlü güzel.
Tek başıma müziğimi açtım, kitabımı okudum.
Feribotta gece vakti üşümenin kefini çıkardım.



Vee her yolculukta olduğu gibi, durak Bursa olunca otobüsten koştura koştura inip terminalde her zaman uğradığım yerden çikolatalı Saray Helva'mı kaptım.
Yanımdaki bütün varlığımı buna yatırabilirdim.
Yine istedim şimdi.

Gidip daha sonra yemek için bıraktığım bir kaç tane helvayı da mideye indireyim.
İstanbul'da olduğumdan artık sizi de daha çok takip edebileceğim.
Bloglarınıza uğramanın vakti :)

Herkese de iyi bayramlar diliyorum..

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Böyle


Son yazımdan 10 gün sonra elime aldım kitabımı da.
Eski Foça sahilde, emrivaki bir huzurla okudum bir kaç bölüm.

Kafam o kadar karışık, garip bir ruh halindeyim ki düşüncelerim bile yok oldu
Yapabildiğim tek şey, bir kaç sayfa okuyup müzik dinlemek
Değişik bir şekilde eskiden olduğu gibi değilim aslında.

Bugün de upuzun bir yolculuğa çıkıyorum, sanırım bana iyi gelecek en güzel şey.
Sonrasında düşüncelerim de özgür.
Harika.

24 Temmuz 2012 Salı

Eski Foça ne de güzelmiş.

                                                                                     Biraz fotoğraf da var, yazı da :)



Dün Eski Foça günümüzdü.
Kalabalık olmaz diye pazartesiyi seçtik
Aslında planımız Çeşmealtı'na geçmekti ama, metroda son anda karar değiştirdik Eski Foça'ya vurduk kendimizi.
Karar nasıl değişti hiçbir fikrimiz yok tabi.


İçecek delisiyiz evet.
Mahvolduk ve bunlar sadece bir kısmı.


Sezonun ilk deniz sefasından sonra sokaklarda dolaştık.
Hiç tanımayıp etmediğimiz, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir yerde hem de.
Bu his o kadar müthiş ki.


Sahilden Şebnem tarafınadan elime tutuşturulan taşı kaybetmeden gelebildim.
Hatta kaybetsem de üstümden bir yerden çıktığı için kendisi, o benden ayrılmadı diyebilirim


Salıncak bulduk, nasıl eski
Biraz şebeklik bir de.
Koskocaman yollarda kimsecikler de yoktu, Foça bize kalmış meğer.


Aslında halleri kalmamış yüzmekten.
Böyle durduklarına bakmayın.
Şu otantik taş evlere de bayıldık, etraf onlarla dolu.


Şu şekilde bir ufak ekiptik.
Kızaran kol ve bacakları görmezsek, harika olur.
Bir insan bembeyaz olup, bu kadar şekilsiz yanabilir zaten.
O da ben olurum, diğer hatunlar esmer tabi.

Sırt çantalarını takıp, hiçbir şey düşünmeden yola çıkıp gitmek güzel.
Şimdilik günü birlik de olsa.
Gittiğimiz yerlere aşık olduk ve geri geldik.

Bir de şu sıralar bizim yaptığımız bir şey var.
Üçümüz de uzun zamandır işaret dili öğrenme isteği içindeyiz.
İşaret dilimizi geliştirmek için her fırsatta aramızda o şekilde konuşuyoruz, bir nevi onların duygularını anlamak için de metro ve otobüslerde işaret diliyle konuşuyoruz birkaç gündür.
İnsanların dikkati o kadar üstünüzde oluyor ki.
Çoğu insan acıyor, hayret dolu bakışlarla bakıyor, sürekli sizi izliyorlar.
Nasıl bir duygu olduğunu tarif etmek imkansız.
Bir zaman sonra o sessizliğe siz de alışıyorsunuz, etrafa pek aldırış etmiyorsunuz.
Öyle bir deneyim elde ediyorsunuz ki, her insanın o şekilde onların duygularını anlaması gerektiğini düşünüyorum.
Belki o zaman daha duyarlı oluruz, acımaktan çok onlara normal bir gözle bakarız.
Oysa ki onlar o kadar zeki ve her şeye rağmen eğlenmeyi bilen insanlar ki!

Foça'da bir akşamüstüne buyrun.
Dedim ya, bir makinem olsa ne şaheserler yaratacağım ben ama.
Bu da Foça'nın kendi güzelliği tabi.
Ama olsun, bir katkıda bulunup güzel fotoğraflar çekebilirim ben de, yaparım.
Olur günün birinde.

Bir Foça gezimiz bu şekildeydi.
Daha ne kadar günü birlik seyahat yaparız bilemiyorum, öğrenci bütçesine bağlı.
Belki yakında arada geçen muhabbetlerden video da yüklerim, saçmalamazsak eğer :)