Şu sıralar bütün gün oturup, bir Edgar bir Douglas okuyorum.
Edgar bende sabittir, yanına sürekli bir kitap gelir, bildiğiniz üzre bu seferki Otostopçu oldu tabi.
Evin içinde bu iki tuğla gibi kitapla ordan oraya gezinip duruyorum.
Edgar'ın okuduğum hikayelerini tekrar okuyorum, altını çizmediğim yerleri çiziyorum.
O benim için sabit, sonsuz bir kitap.
Otostopçu'nun da bir kelimesini kaçırmıyorum, başlamadan önce çok güzel bir dille anlatıldığını biliyordum ama bu kadar da eğleneceğimi tahmin etmemiştim.
Ah Marvin, dostum.
Genelde güneş gittikten sonra, balkonda bu şekilde bakınarak kitap okuyorum.
Kucaklıyorum kitaplarımı, yerleşiyorum buraya.
İşin kötüsü Otostopçu'nun ben kitabı okurken, Duygu filmini alıp izledi.
Ama oturup tartıştığımızda, filmde bir sürü eksik olduğu ortaya çıktı.
Şimdi o da kitabı okuma meğilinde.
Bitireyim, belki filmi ben de izlerim bilemiyorum.
Şu an kafamda öyle güzel bir evren kurdum ki, bozulmasın da istiyorum.
Kitap okuma seansı şu sıralar çoğu zaman işte bunun gibi geçiyor.
İkisi de birbirinin sırasını bekliyor, evlatlarım benim.
2 kitabı bitirip ( Otostopçunun Galaksi Rehberi, Evrenin Sonundaki Restorant) 3.süne adım atabildim an itibariyle.
Onca ağırlığına rağmen derslere götürüp, orada da okuduğum oluyor inatla bırakmıyorum.
Bu sıcakta yapılacak olan sınavlar için bana şans dileyin, bu yüzden yazıya pek vakit ayıramıyorum.
Umarım herkes iyidir, yorum bırakamasam da elimden geldiğince dolaşıyorum.



