philippe petit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
philippe petit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2012 Perşembe

Küçük Kara Balık Sevinci

Bu sabah rutin ikea kahvaltılarımızdan yaptık eski oda arkadaşımla. Ikea benim kaldığım yerin hemen yanında, yani gözümüzü açar açmaz orada buluyoruz kendimizi. Hem bu yüzden hem de;


Şöyle bir kahvaltı servisi bize sadece yaklaşık 3,5 liraya mal oluyor. 11'e kadar da sürüyor. Bir öğrenci için velinimet tabi :)
Bir de böyle grup halinde teyzeler istila ediyor yemek salonunu, artık günleri ucuz olsun diye kahvaltıya mı çeviriyorlar bilemiyorum. O bildiğiniz yuvarlak masalara kurulup baya kakara kikiri, sabah sabah öyle bir enerji yani.

Buradan çıkınca arkadaşımla bir anlaşma yaptık. Ben onunla nefret ettiğim mağaza turu yapacaktım ama sadece 3 tane, o da benimle benim istediğim kadar D&R'da takılacaktı. Hatta girdikten sonra beni unutup, içerde de tırım tırım aramayacaktı. Kabul etti. 


Ve ben çocuk bölümüne yönelip, eski dostuma kavuştum. Hemen ardındansa uzun zamandır dvd sini aradığım Man On Wire'ı bulup bağrıma bastım. Ve d&r da tam olarak 1 saat 58 dakika kaldık.

Küçük Kara Balık! O bugün benim sevincim oldu. Bir kez Forum'da, bir kez de devletler hukuku dersinde okuyup bitirdim. Doyamadım yine de, hatırlamadığım özlediğim o kadar çok yeri varmış ki. Daha sonra altını çizdiğim birkaç söz için ayrı bir post yapacağım ona.

Man On Wire'ın bendeki değerini ise, yine apayrı bir postta dile getireceğim belki bir gün. Bilmiyorum. Sadece;

"Ben 2008 yılında bir film izledim ve o filmde öyle bir adam tanıdım ki, peşinden koştuğum ve koşacağım ne varsa gani gani ona borçluyumdur." Öyle.

Bir gün seninle tanışacağım Sevgili Philippe, mutlaka.


Burada da bir Küçük Kara Balık mutlusu insan görüyorsunuz. Milkşeyki bile var. 
Şimdi ben 3.kez okuyup hasretimi tam olarak gidermeye doğru yol alıyorum.

16 Ekim 2011 Pazar

Philippe Petit


“If I die.. What a beautiful death.
To die in the exercise of your passion.”
Philippe Petit

2008 yılının hatırlamadığım bir ayında, gece yarısı NTV'de denk geldiğim bir belgesel ..
Man on Wire
Ertesi sabah kalktığımda eskisi gibi hissetmiyordum.

İnsanların bir amacı vardı ve o amaç uğruna ölüm de olsa ucunda, peşindeydiler..
Alan, yer, mekan, olay her ne olursa olsun
Sadece bir amaca hizmet etmek
Hayatı yaşanır kılabilen tek şeydi artık, bana göre.

Bir de kendi seçtiğin hayatı yaşamak, sonucu ne olursa olsun yaşadığın her şeye değen tek şey-miş.
Daha önce bunun önemini yeterince kavrayamamışım
Bravolar bana