not defteri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
not defteri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2012 Salı

Amasya'dan Neler Gelmiş Böyle

Bir Tire yazısından önce, geldiğim gibi koştura koştura nöbetçi bloga gidip aldığım, drwilldone'ın benim için yolladığı paketi yazmak istiyorum.

Dün gece benim kaldığım blogu su basmamış olsaydı ve ben onca suyu odalarımızdan çıkarmak için saatlerce uğraşıp, yorgunluktan bitap düşmemiş olsaydım, bu yazı daha erken gelecekti. Bu durumdan dolayı üzgünüm.

Ben drwilldone'ın blogunda bir ataç görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti. Benim için bir tane ayırdığını söyledi, ama gelin görün ki ataçla birlikte neler neler yollayıp beni mutlu etmiş o :)


Kutuyu açtığımda öyle güzelce, özenle paketlenmiş hediyelerimi gördüm.


Gönderdiği not defterlerini çok sevdim! Ortadakinin sayfalarının toz pembeliği ayrı bir güzel tabi.
Tam bir not defteri canavarıymışım gibi hissediyorum kendimi ben.


Ve benim bulamadığımı bilip, onu hatırlayıp bu güzel deco bantları yollamış bana.
Nasıl sevindim bunları görünce!
Blogunda da o bir kutuyu kaplayıp bana fikir vermiş oldu.


Bir de kitap yollayıp beni benden alan bir insan kendisi. Agatha Christie'yi tabi ki ben de çok severim ama bu kitabını okumamıştım. İçinde çok güzel bir notla birlikte kanlı canlı olarak okuma listemde olacak şimdi.



Veee binimum kırtasiye malzemeleri görüyorsunuz.
Bulut şeklinde postit ve diğerlerini ayrı ayrı çok sevdim.
Kalemim de kocaman bak :)

Tabi Hello Kitty'li ataç benim onda görüp beğendiğim ve asıl yollayacağı şeydi.
Ama o bir ataçla kalmamış, bu gördüğünüz güzel şeylerin hepsini benim için paketleyip yollamış.
Sana tekrar çok ama çok teşekkür ediyorum! O yol yorgunluğunun ardından, düşüncelerin ve yolladıklarınla beni o kadar çok mutlu ettin!

drwilldone'ın blogu için buraya bir tık.

3 Ekim 2012 Çarşamba

D&R, Kırtasiye Ve ..

Benim kaldığım yer ikea'ya en yakın yerdir. Sık sık gideriz bu sebepten. Geçtiğimiz salı ikea kahvaltılarımızdan birini yaptık biz yine. Çıkışta Forum Bornova'ya göz attık tabi, önce Kipa'dan bunu kaptım.



Winnie'li pek bir şeyim yoktur benim genelde Piglet tutkunuyumdur ama bu kalem kutusu çok hoşuma gitmişti. Geçen yıl da vardı orada ama alamamıştım, şimdiye kısmetmiş.


D&R'a da sadece girip dolanalım diye gittik ama, böyle bir şey imkansız heralde. Yani ufak bir silgi, kalem bile olsa alıp çıkarım kendimi tutamayıp. Bu sefer de bakteri Patrickli not defteri aldım. Kitap okurken kendisi yeni yoldaşım olacak.


Bu da, arkadaşımın bana hediyesi oldu yine D&R'dan.
Gördüğümde bayılmıştım geri bırakıp kitaplara dalmışım, sonra bir ara çaktırmadan kasaya gidip benim için paketlettirmiş bunu. Hem utandım, hem nasıl mutlu oldum.
Fotoğraf Makinesi görünümlü kalem ve en çok hoşuma giden de üzerine basıldığında şip-şak! bir ses çıkarıp flaş gibi beyaz bir ışık çakıyor :)
Bütün gün elimde oynayıp durdum ama bozmadan bırakmam gerek tabi. Kalemliğimde yanımda taşıyorum şimdi bakışıp yazışıyoruz arada.

Ve Önemli Dip Not; İstanbullular, Beyoğlu Sahaf Festivali'ne benim için de gidin lütfen! Geçen yıl gitmiştim ama bu yıl kaçırıyorum malesef. Harika geçiyordur yine eminim. Çok üzgünüm bu durumdan dolayı. 14 Ekime kadar sürecek festival. 
Siz gidin, bol bol da fotoğraf çekin göreyim ben de olur mu?

26 Eylül 2012 Çarşamba

Lady Jane Diye Bir Hatun Var Hayatımda

Bu akşam tek başıma kös kös odamda oturup tv kanallarını zaplıyorken, birden bire beni hem duygulandırıp hem de sırıtmama sebep olan bir hatun bu Lady Jane işte!
Bana öyle güzel paketler yapıp yollamış ki, bu kapkaranlık geceyi aniden aydınlattı o. Bakın benim için neler yapmış, neler düşünmüş!


Böyle irili ufaklı bir çok paketi görünce iyice heyecanlandım, resimleri bile zor çektim açıkçası :)
Nasıl özenerek hazırlanmış, nasıl sevdim anlatamam!
Bir de mektup tabi, o bana özel. Ve okurken gözyaşlarıma engel olamadım aslında. Bir yandan sırıttım da tabi.

Öncelikle elim bir pakete gitti ve..


Daha önce Elif Şafak kitaplarını hiç okumamıştım. O da benim gibi ön yargılıymış sanırım, pek hoşlanmazmış ama bu kitabını sevdiğinden bana da yollamış. Benim de ön yargımı yıkıp geçecek bir kitap olduğuna inanıyorum çünkü hatun kitap, müzik, film vs konularında zaten yeterince zevklidir :)


Sanki beni bilerek, bu hediyeleri yollamış gibi. Mesela Kaybedenler Kulübü'nü izlememiştim ve şu sıralar izlemeyecektim de. Sebebi popüleritesine karşı olmam. Günün birinde ortalık sakinleşince, herkes hakkında konuşmayı bırakınca usulca izlerim diye düşünüp önüme bir sebep çıkmasını da bekliyordum.
Şimdi gelip bana filmin öyküsü kitabını alınca, bir sebep yaratmış oldu Lady Jane!
Beklediğim böyle bir şeymiş demek ki :)
Önce bunu okuyup, ondan sonra izlemeyi planlıyorum. Sebebim oldun Ceyn :)


Bir Chaplin filmi.. Daha önce izlememiştim tabi, çok ilgimi çeken bir filmdir de aslında.
Hiç fırsatım olmamıştı, gel gör ki hatun bana sürekli fırsatlar yaratıp duruyor :)
Nasıl mutlu oldum bunu da gördüğümde!


Delicesine ayraç! Bir ayraç manyağı olduğum malum zaten. Şu manzarayı görüğümde tepkimi de tahmin edersiniz! Yanında bir de not defteri. 
Tam bir hazine, gömü ve bu hediyelerin değerini belli edecek binimum kelimeler sayasım var!



Magnetler, magnetler..
Türkiye'nin bir çok önemli yerinden resimler olan magnetler, harikalar.
Ve kitap okurken altını çizmem için yollanılan nostaljik kurşun kalemler!
Sağdaki Pearly Pencilları görünce buram buram eskiler koktu burnumda.
Tabi Lady Jane'in dediği gibi yukarıdaki ve bendeki birçok not defterime kırmızı kurşun kalemimle de kırmızı notlar düşeceğim :)


O bu paketi tamamen kendi sevdiği, hoşlandığı şeylerle doldurup yolladı ve tabi zevklerimiz ortak olduğu için benim bunlara bayılacağımı biliyordu! :)
Bu iki kutu da ortak zevklerimizden sadece ikisi, hayran oldum.
Biri ahşap, diğeri teneke kutu ve biz böyle eski püskü şeylere hastayızdır :)
Tabiri caizse o da benim gibi tamamen bir eski kafalı :)
Sağdaki kutunun üzerindeki o kıza baktıkça aklıma sen geleceksin Lady Jane , aynı sen :)

Bu heyecanla, hediyelerimle vakit geçirdikten sonra direk gelip bloguma yazdım. Bizim tanışmamıza vesile olan bu blog bunları da kayıt altına almalıydı tabi ki.

Sabahlara kadar sohbet ettiğimiz bir geceden sonra, Lady Jane ile aramızda ortak bir bağ olduğu kanaatine varmıştık. Zevkler, hayaldekiler, istekler özellikle yaşananlar ve bir çok şeyimiz birmiş bizim. Dediği gibi;
"Sanki paralel evrenlerde aynı hayatı, farklı yüzler olarak yaşayan iki yabancı gibiyiz." ne olağanüstüdür bu.

Şimdi o bana bu müthiş paketi hazırlayıp yolladı ya, ben yarın güne çok daha güzel başlayacağıma eminim.

Lady Jane, Çok teşekkür ederim herşey için! Beni o kadar duygulandırıp, yine de çokça sırıtmama sebep olduğun için de.

Bu blogu açtığım güne şükürler olsun! Böyle bir çok güzel insan tanımama vesile olduğu için minnettarım.

Lady Jane'in blogu için, buraya bir tık.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Kitap ve Kırtasiye Alışverişi

Bugün ablamda rutin Beşiktaş turumuzu gerçekleştirdik.
 Her zamanki gibi Alkım Kitabevi'ne uğrayıp aklımda kalanları bir bir topladım tabi ablamla önceden sözleştik, kitapçıya girdiğimizde mırın kırın etmeden benimle saatlerce bakınmayı göze alarak geldi :)
Kim bilir ne kadar takıldık orada hiçbir fikrim yok, harikaydı.


Haruki Murakami sevdalısı olmam tamamen Sergül Abla'mın suçu.
Ona deli gibi teşekkürlerimi iletiyorum burdan beni onunla tanıştırdığı için, bunu hemen her Murakami yazımda yazmaktan bıkmayacağım :)
Bu yeni çıkan kitabında öyle içim kalmıştı ki, diğerlerini okumadan alacaktım neredeyse ama sabır edebildim.
Bağımlısı olduktan sonra, İstanbul'a ilk gelişimde direk buna gitti elim.

Murakami'nin okuduğum diğer kitapları olan İmkansızın Şarkısı için buraya,
Sahilde Kafka için de buraya tık tık.


Vee Edgar Allan Poe manyaklığımın tamamlayıcısı.
Kocaman hikaye kitabıma uzun süredir kavuşmuşken, şiir kitabım elimde yoktu.
Alkım'da da son iki tane kalmışken artık almanın vaktiydi, her gittiğinde birkaç şiir okumakla olmazdı tabi.


Aldous Huxley'in Algı Kapıları'nı okuyup yazısını burada yazmıştım.
Cesur Yeni Dünya'yı bir türlü okuma fırsatı bulamamıştım, çok araştırmama rağmen almamışım.
Bu eksikliği de tamamlamış oldum.


Mephisto'ya uğrayıp alt üst ettim biraz.
Barunson  defterlerine kafayı takmış durumdayım son zamanlarda.
Daha önce ilk defa aldığım Polar Bear defterini çok beğenmiştim ve çok kullanışlı çıktı.
Nedense ürünlerine de bir tek Mephisto'da denk geliyorum, o yüzden bulmuşken bir defter daha aldım.

Üzerindeki yazının çevirisini Fransızca bilen biri çıkarsa rica edebilir miyim?
Google translate pek ikna edici olmadı da.


Bu da aslında minicik bir not defteri.
Jim Morisson'ı gördüğümde orada öylece bırakamadım, hayran hayran bakıyorum saatlerdir.


Bugünün bir diğer ufak not deferi de bu.
Yollara, özellikle tren yollarına bir hayranlığım olduğunu biliyorsunuz, belli de oluyor zaten :)
Bunu aldım ama sonradan fark ettim.
En made diye bir üretim, ben ilk defa duydum.
Engellilerin üretimdeki yerini kalkındırmak için bir projeymiş, eğer orada fark etseydim birkaç tane daha alırdım.
Çok güzel çeşit çeşit ufacık yol temalı not defterleri var.

Mephisto'ya uğrarsanız bir bakın derim, fakat muhtemelen bulamazsınız o yüzden sormanız gerecek.
Çünkü mağazanın o kadar derinliklerine koyulmuş ki birilerinin fark etmesi neredeyse imkansız.
Bu duruma sinirlendim aslında, eğer destek verilicekse bu doğru düzgün olmalı.
Kuytu köşelerde tutarak bir projeye ne kadar destek verilebilir ki?

Bugünün moral sebebi oldu bütün bunlar. Şimdi onları İzmir'e götürüp dilediğim kadar okumak, kullanmak kaldı.

*Dipnot: Alkım Kitabevi'nde kredi kartsız, taksitli alışveriş yapabiliyorsunuz. Bunu da paylaşmak istedim, şahsen kredi kartsız bir öğrenci olarak bana bu konuda çok yararı oldu.