oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2013 Cumartesi

Yeni Yavrum

Blogu takip edenler benim bir oyuncak hastası olduğumu bilirler. Özellikle eskiden kalma oyuncaklarımdan vazgeçemiyorum. Ama aklımın kaldığı oyuncakları da hağla alırım kendime.
Geçenlerde yolda yürüken bir oyuncakçının önünde gördüğüm Volkswagen klasik otobüsüne takılmıştı gözüm. Sonunda alabildim.



Aslında lacivert olanını istemiştim ama, ben alana kadar elinde bu kalmış. 
Yine de bayıldım kendisine. 
Görüldüğü üzre yanlarına grafiti atılmış meğer.
Love&Peace


Ders çalışacağız diye gittiğimiz Huzur kafemizde sürekli bununla oynaşmaktan bir halt da edemedim. 
Eve geldiğimde onu eski karavanımın yanına yerleştirdim.
Şimdi baktıkça içim açılıyor.
Modeli tam olarak Volkswagen Classical Bus 1962. Cağnım o eski otobüslerden.
Bir dahaki sefereyse lacivert yine eski model bir Mercedes alacağım oradan.
Bunu almama rağmen, hüzünle ayrıldım.

Daha önce ayrılamadığım o Karavanımdan bahsetmiştim. Yazısı için buraya bir tık :)

22 Ekim 2012 Pazartesi

İzmir Oyuncak Müzesi

Blogu uzun süredir takip edenler bilirler, ben oyuncak sevdalısı bir insanım. Bir dolap dolusu oyuncağım vardır hala.
Bir yazımda en sevdiğim karavanımı göstermiştim hatta, onun için buraya bir tık :)

İzmir'de ev arkadaşlarıyla çok sosyal bir günümüzde gitmiştik Oyuncak Müzesi'ne de. Ahmet Ertuğ'un Fotoğraf Sergisine gittiğimiz gündü.
O yazı da hemen burada :)

Biz bayıldık sergilenen oyuncaklara. Fotoğraflamıştım da birkaçını. Buyrun bolca fotoğrafa :)




Girişinde böyle bir çok çocuk heykeli vardı. İp atlayanlar, ağaca tırmananlar. Harika düşünülmüş :)



Girişte hemen karşıda bu ev dikkatimi çekmişti. Ödüllü bir İzmir eviymiş.


Bir Londra kırmızı otobüsü. İçimdeki Londra sevgisi apayrı :)

Gözleme yapan bir ablamız. Minicik hamurları var.


Sunay Akın'ın koleksiyonundan bir sınıf. Onun da bir çok katkısı olmuş bu müzeye.


Mr. Spak'ı da görünce, o Star Trek müziğini söyleyerek dolandım içeride. Kimsecikler de yoktu zaten.


Bir pastacı dükkanı.


Ben buna bayıldım!


Yine bir Sunay Akın Koleksiyonundan


1960'ların Barbie bebekleri :)


"Oyuncaklardan başka sığınacak bir yerimiz kalmamıştı."


Son olarak işte en sevdiğim!
Benim olsun istedim bunu gördüğümde. Oradaki zamanın çoğunu da dönüp dolaşıp bu dönmedolaba bakarken geçirdim sanırım.

İşte böyleydi bir Oyuncak Müzesi gezisi. Umarım kimse içindeki oyuncak sevgisini kaybetmez.
Ve "Oyuncak sevdalısı olmak için, sadece çocuk olmak gerekmez."
Oyuncaklar benim geçmişle tek bağımmış gibi gelir. O masumluktan kalan tek hatıra onlar çünkü.

Siz de isterseniz bu müzeyi internet üzerinden 2 dakikada gezebilirsiniz. 360 derecelik buu uygulamayı çok beğendim. Hemen buraya bir tık :)

4 Nisan 2012 Çarşamba

Günler Bitmesin..

Ne çabuk geçiyor günler gibi klasik bir tavırdayım şu sıralar
Adam akıllı oturup bir şeyler yazamıyorum buraya, dizilerim, kitaplarımsa hep yarım..
Sınavları düşünmekten anı yaşayamıyorum çünkü.
Kazık kadar oldum, hala her dönem kafamı karıştırıcak bir şeyler buluyorum
Bir rahat ol dimi, bir düzgün düşün..



Sessiz bir cafe keşfetmenin verdiği mutlulukla, ders çalışmak için yayıldık bir güzel köşkümsü cafenin bir odasına. Her yer eski püskü şeylerle dolu, ne güzel..
Bu da geldi kucağımıza kıvrıldı bir güzel..
Kalemlerle oynadı, patilerini defterlerde gezdirdi falan .
Kedim olmalı benim, blog çevresine bakınıp her kediyi seviyorum ama odama alamıyorum tabi.
Hepsi benimmiş meğer gibi davranıyorum ben de, mıncıklıyorum hep.


Köyün marketine galiba sırf benim için çocuk çocuk şeyler getiriyorlar.
Kolalı jelibonun üzerine bir oğlan çocuğu koymuşlar, eskiden de var mıydı yahu, hatırlayamadım ki..
Maymun suratsa bir şekerlik.
Kafasını kaldırınca içinden şeker çıkıyor
Her gittiğimde kesişiyorduk, bu sefer aldım ne yapayım..


Ikea'da kahvaltı günümüzdü dün..
Blogda bahsetmiştim, salı günleri bizim katın çılgın temizlikçisinden kaçmak için sabah erkenden kalkıp, odayı terkederiz.. O yazıyı bulduğumda, tehlikeyi okumanız için eklerim  linkini.
Tabi benim bir türlü hazırlanamayan oda arkadaşımı beklemek sorun olmuyor,  böyle sessiz sakin..
Keşke geçen yıl da burada yaşasaymışım diyorum bazen..
Sabah kalkıp camı açtığımda, içime tertemiz havayı çekerken nasıl huzurlu hissediyorum..
Tabi sağ köşedeki bisikletin de benim olmasını dilerdim, ama değil :(
Çünkü hala ikinci el bir şey bulamadım, umarım en kısa zamanda kavuşurum..
Stres içinde yaşarken böyle oyalanıyorum işte

Son olarak, link değişikliğine gittiğimden dolayı yazılarım kumanda panelinize düşmüyor. Düşmesi için izleyicim olmaktan çıkıp, bir kez daha izlemeniz gerekiyor sanırım.
Henüz bundan başka bir çözüm bulamadım. Blogger'ın bu durumda bir çıkar yolu olmaması da gerçekten çok ilginç..

8 Şubat 2012 Çarşamba

Karavan


Aradığım bir şey için (daha sonra sabırsızlıkla bir yazısı gelecek), eski eşyaları kurcalarken oyuncaklarıma da denk geldim. 
Onlarla ilgili zaafımı burada belirtmiştim ..
Sonra bu karavan geçti elime, tee hayal kurmaya başladığım ilk zamanlardan kalmış



Bir karavan hayali ..
Hangi filmdendi bilmiyorum ama, daha baya küçükken oradan kalmış aklımda.
O zamanlar ulaşılmaz bir şey gibi gelirdi tabi
Ama şimdi öyle değil
Büyüdükçe hayaller küçülür derler ama, 
Ben aksine onlara daha çok yaklaştığımı hissediyorum 



Küçük kapısını da açtım, bir de böyle görün :)

Ben hiçbir oyuncağımı atmaya kıyamıyorum,
O kadar çoklar ki bu yüzden
Onların bir köşede var olduğunu bilmek bile bana kendimi nasıl iyi hissettiriyor ..
Oyuncakları sevin, saklayın, koruyun kollayın
Eminim onlara böyle önem veren birçok kişi vardır

Nasıl sırıttım şu kadarcık karavanımı gördüğümde bir bilseniz
Artık birkaç tanesi gibi gözümün önünde olucak.
En azından şimdilik ufak da olsa bir karavanım var ! :)

4 Şubat 2012 Cumartesi

Karamık

Benim kan bağım olmayan ufak bir kız kardeşim var . Ondan tam burada bahsetmiştim.
Uzun zamandan beri, bugün kavuşabildik
Eve gelmemizi sabırsızlıkla beklemiş hatun
Anneme de şal siparişi verince gidip ona ip aldık, onunla da kalmadık bir de boyama şeysi aldık.
Şeysi diyorum çünkü böyle tozlu mozlu garip bir şey


Beraber yapıcağımıza söz verdiğimden dolayı iş başa düştü tabi
Onunla oturup evcilik oynayan bir insanım ben aslında
Dehşet çizgi film izleyip yorumlarımızı da yaparız mesela


Tabi aynı zamanda oje ve makyaj kaçamaklarımız da oluyor :)
Bu kara surat çocukluğumu sürekli yaşama sebebim


Tamamen onun hayal gücüne bırakılarak boyanmış resmimizin bitmiş hali ..
Yapışkanları çıkarıp, üzerine tuz gibi renkli boyaları attırıp silkeleyince, böyle oluyor ..

Gayet çaktırarak söylüyorum ki nasıl bir şey olduğunu ben de merak etmiştim
Zaten ona oyuncak bakarken de kendi zevkime göre alıyorum
Sırf merakımdan kendime aldığım oyuncaklar da var mesela
Aslında ben oyuncak delisi biriyim işte ..

Hatta ileride, evimin bir odasını özellikle eski oyuncaklar için kullanmak gibi bir hayalim de var

Umarım bu karamık da çocuk ruhunu kaybetmez ..