kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2012 Salı

Bir Kara Kedi


Bu gördüğünüz 3 aylık simsiyah yavru artık benim!

Diye buralarda haykırmayı, blog alemini inletmeyi çok isterdim.
Ama malesef değil.
Küçük Kız Kardeş'imin. Kendisi gibi kapkara bir kediye kucak açmışlar.
Bir de isim bulmuş ona. Babası söyledi ama birkaç gün önce olduğu için unuttum.


O kadar hareketli ki, fotoğraf çekmek için hiç fırsat bulamadım.
Eve kedi sokmam diyen annemin peşinden ayrılmayınca, hatun bile sevdi onu.
Tırnakları maniküre girmediğinden, ufak tefek kazalar yaşadık tabi. Ama bendeki kedi sahiplenme istediğini daha da artırdı bu velet.


Evde bir kedinin olduğunu bilmek bile başlıbaşına bir huzur sebebi aslında. Kaybolduğunda arayıp, hiç olmadık yerlerden çıktığını görmek insanın yüzünü güldürüyor.
Benim için az bir vakit geçirmeme rağmen, doyamadım.

Yerleşik bir hayata geçtiğimde, umarım bir kedim olacak. Ve ben o zaman, dünyanın en mutlu insanı olacağım heralde.

Küçük Kız Kardeş'i burada görebilirsiniz, bir tık.

Onu bol bol ısırdığım diğer bir yazı içinse buraya buyrun :)

4 Nisan 2012 Çarşamba

Günler Bitmesin..

Ne çabuk geçiyor günler gibi klasik bir tavırdayım şu sıralar
Adam akıllı oturup bir şeyler yazamıyorum buraya, dizilerim, kitaplarımsa hep yarım..
Sınavları düşünmekten anı yaşayamıyorum çünkü.
Kazık kadar oldum, hala her dönem kafamı karıştırıcak bir şeyler buluyorum
Bir rahat ol dimi, bir düzgün düşün..



Sessiz bir cafe keşfetmenin verdiği mutlulukla, ders çalışmak için yayıldık bir güzel köşkümsü cafenin bir odasına. Her yer eski püskü şeylerle dolu, ne güzel..
Bu da geldi kucağımıza kıvrıldı bir güzel..
Kalemlerle oynadı, patilerini defterlerde gezdirdi falan .
Kedim olmalı benim, blog çevresine bakınıp her kediyi seviyorum ama odama alamıyorum tabi.
Hepsi benimmiş meğer gibi davranıyorum ben de, mıncıklıyorum hep.


Köyün marketine galiba sırf benim için çocuk çocuk şeyler getiriyorlar.
Kolalı jelibonun üzerine bir oğlan çocuğu koymuşlar, eskiden de var mıydı yahu, hatırlayamadım ki..
Maymun suratsa bir şekerlik.
Kafasını kaldırınca içinden şeker çıkıyor
Her gittiğimde kesişiyorduk, bu sefer aldım ne yapayım..


Ikea'da kahvaltı günümüzdü dün..
Blogda bahsetmiştim, salı günleri bizim katın çılgın temizlikçisinden kaçmak için sabah erkenden kalkıp, odayı terkederiz.. O yazıyı bulduğumda, tehlikeyi okumanız için eklerim  linkini.
Tabi benim bir türlü hazırlanamayan oda arkadaşımı beklemek sorun olmuyor,  böyle sessiz sakin..
Keşke geçen yıl da burada yaşasaymışım diyorum bazen..
Sabah kalkıp camı açtığımda, içime tertemiz havayı çekerken nasıl huzurlu hissediyorum..
Tabi sağ köşedeki bisikletin de benim olmasını dilerdim, ama değil :(
Çünkü hala ikinci el bir şey bulamadım, umarım en kısa zamanda kavuşurum..
Stres içinde yaşarken böyle oyalanıyorum işte

Son olarak, link değişikliğine gittiğimden dolayı yazılarım kumanda panelinize düşmüyor. Düşmesi için izleyicim olmaktan çıkıp, bir kez daha izlemeniz gerekiyor sanırım.
Henüz bundan başka bir çözüm bulamadım. Blogger'ın bu durumda bir çıkar yolu olmaması da gerçekten çok ilginç..

11 Şubat 2012 Cumartesi

Soru - Cevap Mim'i

Şu sıralar mimler birikti.. Önce, soru cevap şeklinde olmasından dolayı biraz daha kolay olan bu mim'i cevaplıyorum :)
Sevgili Nerwen tarafından mimlenmişim .. Sorularını keyifle cevaplıyorum ben de :)



1. Ölmeden görmeyi istediğin bir ülke var mı? Neden orası? 

- Tam adamına sorulmuş bir soru aslında. Kafamda ve hayalimde, İskoçya vardır hep. Bilmiyorum ama, bana en fazla huzur vereceğine inandığım yer orası.

2. Kış mı? Yaz mı?

- Karı sevmeme rağmen, ben yaz çocuğuyum. Açık güneşli havaları, iç karartıcı yağmurlu karlı kışlı günlere bin kat daha fazla tercih ederim.

3. Hiç saçının tamamını boyattın mı? Pişman mısın? 


- Her ikisine de evet. Liseden mezun olduğumda bir hevesle turuncu yapmıştım. Daha sonra kendi saç rengime (açık kumral) dönemedim , sarıyla devam etmek durumunda kaldım. Seviyorum ama, boyatmamış olmak isterdim.

4. Blog'umda en çok ne tarz konular görmek isterdin?

- Kitap, müzik, kırtasiye, yol vs. ile ilgili yazıları okumaktan çok keyif alırım :)

5. Yaptığın en çılgınca şey neydi? 


- Malesef bir anda aklıma gelecek kadar bir çılgınlık yapmamışım.

6. En sevdiğin tatlı nedir?

- Künefe ! bayılırım.

7. Hiç bıkmadan kullanabileceğin oje rengi?

- Sanırım bunun cevabı, lacivert.

8. Hayvanları sever misin? Evde beslemeyi istedin mi hiç?

- Hayvanları çok severim. Bir kedi beslemek isterdim açıkçası, şu an mümkün olmadığından ilerisi için böyle bir şey var kafamda. Geçen yıla kadar bir kaplumbağım vardı ve öldü. Öldüklerinde çok üzüldüğüm için, öyle çok sayıda hayvan beslemedim.

9. Düzenli olarak takip ettiğin bir dergi var mı? Varsa hangisi?

- Düzenli takip ettiğim hiçbir dergi yok.

10. Sence Türkiye'de en yaşanılası şehir neresi? Neden? 


- İzmir. Buraya gelmeden önce de öyle düşünüyordum, geldikten sonra kesinleşmiş bir durum oldu. Şimdiye kadar İstanbul'da yaşamış ve 2 yıldır İzmir'de yaşamakta olan biri olarak söylüyorum ki, İzmir her yönden tamamen bir huzur şehri.

11. İnsanların sende gördüğü, dile getirdiği en iyi ve en kötü özelliğin nedir? 


- Bu tarz soruları cevaplamayı pek beceremem ama, iyi bir dinleyici olduğum söylenir. İyi olarak aklıma bu geldi. En kötüsü de çok sevmek. Uzaktan bakınca bir problem değilmiş gibi duruyor ama, birini ya çok fazla severim, ya da hiç sevmem. Bunun ortasını bir türlü tutturamıyorum.

Bir çok kişi mimlendiğinden kimler kaldı bilemiyorum. Eğer isterseler aynı sorularla The Merika, okuyan, bez-cadıları, Lunarita, Deeptone, _Zemheri_, Lady Jane, Aklımdan Bir Kare 'yi mimliyorum :)