Bu Nordik kızımızla geçiriyorum çoğu vaktimi şu sıralar. Böyle üzerimde bir İskandinav soğukkanlılığı var. Nasıl bir tabirse yani.
Yorumsuz ve izleyiciyim uzun zamandır. Çoook uzun zamandır.
Kafamda sürekli;
"Now take me home
Take me home where I belong"
satırları dolanıp duruyor.
İçimde sürekli bir şey unutmuşum hissi. Evden çıkarsınız ve gittiğiniz yerlerde aklınıza sürekli sanki evde bir şey unutmuşsunuz düşüncesi takılır durur. Yahu bir şey unuttum ama ne? Hah! Cevabını hiçbir zaman bulamadığımız o his.
Nereye gidersem gideyim, kiminle olursam olayım kafamda dönüp duran "unutmuşluk hissi"ni çok uzun zaman sonra buldum ben. Bu seferki bir anahtar, telefon, cüzdan ya da saçlarım beni olur da bunaltır diye sürekli çantama sokuşturduğum lastik tokalar değil. Olur da dışarıda bir yerlerde okurum diye yanımdan ayırmadığım kitaplarım değil. Birden acıkma krizlerimden birine girerim diye iç ceplerimde duran çikolata değil. Kulaklıklarım bile değil bu kez!
Bu ben, olduğum kişi değilim.
Ben kendimi unuttum! Halbuki bulmam çok zamanımı, anlatılamayacak kadar fazla çabamı almıştı. Şu hayatta en çok emeğin nerede, kimde var deseler hiç düşünmeden kendimde derim! Bu bedeni 25 yıl ayakta tutmak hiç kolay olmadı. Hala kolay değil.
Her şeyin yanında fikirlerim, tercihlerim, isteklerim, istemediklerim, doğrularım, yanlışlarım, kararlılıklarımdı beni ben yapan. Bunların birini alsanız, hiçlikten öte bir şey kalmaz geriye. Kaybolurum yine o boşlukta. Ayaklarım yatağımdan çıkıp yere bastığında, istediğim her şeyi gerçekleştirebilme gücüyle başlardım güne. Ne büyük güçtür o bilirsiniz!
Şimdiyse en önemli soru nasıl geri getireceğim? Geri dönüp baksam mı, orada mıdır? Ayakkabılarımla girsem içeri. Topuklarımla ilerlerim belki. Sessizce alsam çıkarsam kendimi, içerisi kirlenir mi ki? Kirlense de görmezden gelinmez mi? Belki.
Kafamda Çalanlar serisini 2012'de bırakmışım. En sonuncusu için şöyle buyrun: Kafamda Çalanlar #9
Şarkı: Aurora-Runaway
Bol gülün!
