Bir yazımda en sevdiğim karavanımı göstermiştim hatta, onun için buraya bir tık :)
İzmir'de ev arkadaşlarıyla çok sosyal bir günümüzde gitmiştik Oyuncak Müzesi'ne de. Ahmet Ertuğ'un Fotoğraf Sergisine gittiğimiz gündü.
O yazı da hemen burada :)
Biz bayıldık sergilenen oyuncaklara. Fotoğraflamıştım da birkaçını. Buyrun bolca fotoğrafa :)
Girişinde böyle bir çok çocuk heykeli vardı. İp atlayanlar, ağaca tırmananlar. Harika düşünülmüş :)
Girişte hemen karşıda bu ev dikkatimi çekmişti. Ödüllü bir İzmir eviymiş.
Bir Londra kırmızı otobüsü. İçimdeki Londra sevgisi apayrı :)
Gözleme yapan bir ablamız. Minicik hamurları var.
Sunay Akın'ın koleksiyonundan bir sınıf. Onun da bir çok katkısı olmuş bu müzeye.
Mr. Spak'ı da görünce, o Star Trek müziğini söyleyerek dolandım içeride. Kimsecikler de yoktu zaten.
Bir pastacı dükkanı.
Ben buna bayıldım!
Yine bir Sunay Akın Koleksiyonundan
1960'ların Barbie bebekleri :)
"Oyuncaklardan başka sığınacak bir yerimiz kalmamıştı."
Son olarak işte en sevdiğim!
Benim olsun istedim bunu gördüğümde. Oradaki zamanın çoğunu da dönüp dolaşıp bu dönmedolaba bakarken geçirdim sanırım.
İşte böyleydi bir Oyuncak Müzesi gezisi. Umarım kimse içindeki oyuncak sevgisini kaybetmez.
Ve "Oyuncak sevdalısı olmak için, sadece çocuk olmak gerekmez."
Oyuncaklar benim geçmişle tek bağımmış gibi gelir. O masumluktan kalan tek hatıra onlar çünkü.
Siz de isterseniz bu müzeyi internet üzerinden 2 dakikada gezebilirsiniz. 360 derecelik buu uygulamayı çok beğendim. Hemen buraya bir tık :)





