düşkızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşkızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2013 Çarşamba

Geldiğimden Beri

 
Uzun zamandır boşladım blogu. Kendimden nefret ediyorum bu durumlarda.
Zor zamanda bloga yumul, sonra uğrama he? Yok öyle şey.
 
İzmir'den İstanbul'a dönüşüm bu şekildeydi. Yol hali.
Sanırım bir hafta oluyor.
Fotoğrafta görülen güzelliklerle oyalanıyordum.
Dizi ve filme çok sardım.
Bütün suç tamamen, sınavlardan bir halt edemeyip boş boş duran, şimdiyse kendini doldurmaya veren bünyemde tabi.
Sadece blog değil boşladığım. Tez için yığınla çalışma yapmam lazım ama, bir şey yaptığım yok hağla.
Ve hağla, öyle gezip tozup evin içinde zihnimi dinlendiriyorum kendimce.
Neyse ki kaytlardan dolayı bir hafta geç gideceğimden, o arada bir şeyleri halledebileceğimi umuyorum.
 
 
Cumartesi günü Şişli'de büyük bir blogger buluşması olacağından söz etti bana DüşKızı.
Detayları öğrenip burada paylaşırım. Hatta bilgi vermek isteyen olursa da yazabilir.


14 Eylül 2012 Cuma

Düş Kızı ile 2. Buluşma :)

Biz Düş Kızı ile bugün için tekrar buluşmak üzere sözleşmiştik. Ve yine aynı yerimizde yani Taksim'de birlikteydik :)
Öncelikle Limon Ağacı'na götürmek istemişti beni aslında, ama ben oraya daha önce gittiğimden ve açıkçası ..
Neyse işte atlayalım o kısmı, bir şekilde gitmedik. Zaten Taksim bile eksik geldi bugün diyeyim ben. Neyse ki Düş Kızı yanımdaydı :)


İstiklal'in üstündeki Ada kafeye oturduk. Böyle kitapçı aynı zamanda kafe olan o yer.
Yine çok sevdim ben tabi.


Böyle kafa kafaya verdik.
Bir oturduk, uzuuun uzun muhabbet ettik. O beni dinledi sağolsun, ortak oldu anlattıklarıma.
Ben onu dinledim, hem de çok büyük bir keyifle :)


Ogresi bugün gelmedi, geçen sefer tanışmıştık onunla da, fotoğrafçılığımızı yapmıştı :)
Bu sefer fotoğrafçımız yoktu tabi, ama biz yine de çekildik böyle :)


Sonra kalkıp Mustafa Abi'nin yerine gittik.
Vee Düş Kızı çantasından çıkarıp bana aldığı kitabı uzattı!
En sevdiğim hediye kitap! Beni öyle mahçup etti ki, bir o kadar da mutlu oldum :)
Hem de Ada Kafe'de tam da Oscar Wilde'ın kitabına elim uzanmıştı.
Şimdi karşımda "Oscar Nasıl Wilde Oldu?" kitabını görünce uçtum resmen.

İçinde Edgar Allan Poe'nun olması beni benden aldı. Düş Kızı'ndan ayrıldıktan sonra, eve giderken otobüste Edgar'ın olduğu kısmı okuyup bitirdim bile ve tüylerim diken diken oldu!
Dehşete düştüm!
Edgar sever biri olarak, hayatıyla ilgili bir kaç bir şey biliyordum ama, bunun her satırında mahvoldum.
Adamıma daha bir hayran kaldım ve bu durumla ilgili kesinlikle bir blog yazısı yazacağım.

Düş Kızım gerçekten Çok ama Çok teşekkür ederim sana!


Şu ortamın güzelliğine bir bakın.
Kahvelerimiz, önümüzde kitaplarımız.
Öyle güzel bir sohbet ettik ki, harikaydı.
Düş Kızı Murakami'nin kitabından alıntılar gösterdi, onları yorumladık.
Daha kitaba başlamadan heyecanım daha da arttı.


Biz birbirimizi bulduğumuz için nasıl mutluyuz anlatamam.
Daha şimdiden iyi dost olduk, bu böyle de sürüp gidecek tabi.
Sürekli maşallah deyip durduk zaten :)

Bugün o kadar güzeldi ki, dolu dolu sohbet ederken onca saat nasıl geçti bilmiyorum.
Kafam da bir o kadar rahatladı onunla konuşunca :)
Düş Kızı benim için candı, artık iyice öyle oldu. Her şey için teşekkür ederim benim güzel arkadaşım :)

Düş Kızı ile ilk buluşmamız için buraya,
Düş Kızı'nın blogu için de buraya tık tık :)

8 Eylül 2012 Cumartesi

Düş Kızı ve On The Road Sonunda Buluşur..

Eveett!
O gün bu gün derken bugün için buluşma kararı alıp, görüştük Düş Kızı ile :)
Ogresi ile birlikte onları Galatasaray Lisesinin önünde görünce demiştim zaten, bugün çok güzel olacak diye.
İkisi de öyle bir enerji veriyor ki etrafa! Nasıl güzel insanlar.



Beni çok hoş bir kahveye götürdüler.
Ne kadar oturduk hatırlamıyorum, muhabbetle birlikte anlamadık bile vakit nasıl geçti..
Bir de böyle poz verdik.
Fotoğrafta iki adet göçmen kızı görüyorsunuz :)


Taksim'de daha önce bilmediğim bir yerdi burası ve ben bayıldım!
Sahaf görünce kitapları kurcalayıp durduk tabi, mis kokuyordu mis.
Ayrıca ikisi de bana yer-mekan keşfi yaptırdılar.
Sıkıldığım bir çok yer dışında farklı yerler öğrendim sayelerinde :)


Mephisto'ya uğramasak olmazdı.
Yanında hiç sıkılmadan dolaşabileceğin, kitap-kırtasiye bakan insanların olması öyle güzel ki.
En sevdiğim kısımları didik didik ettik.
Ben bir defter, Düş Kızı da bir gözlük kabı aldı kendine.
Benim defterimi o seçti (bir yazıda onu da paylaşacağım, müthiş!), onun gözlük kabı için de ben fikrimi paylaştım :)


Ara sokaklardan birinde bulunan bir sahafa daha uğradık.
Afişler, kitaplar, plaklar.
Tam bizlik yerler yani.

Çokça keyifli bir gün geçirdik biz böyle.
Kültürel muhabbetler ettik, kitaplardan filmlerden konuştuk, dedikodu yapıp kulak çınlattığımız bile oldu.
İyi ki de görüşmüşüz dedik! ve böyle düşündüğümüzden, ben İzmir'e dönmeden önce tekrar buluşmak üzere sözleştik :)

Fotoğraflarımız da Düş Kızı'nın Ogresi tarafından çekildi. 
Düş Kızı'nın blogu için buraya tık tık. 
Aynı zamanda bugünümüzden o da bir yazısında bahsetmiş, aynı fotoğraflarda ufak bir oynamayla ve farklı içerik ile de ben yazdım :)
Bir sonraki görüşmemizi de yazmak dileğiyle :)

28 Mart 2012 Çarşamba

Sadece 2 soru..

Çok sevdiğim blog arkadaşım sevgili düşkızı beni mimlemiş..
O iki soruya cevap veriyorum :)




1- Hayatınızda "artık yok" dediğiniz şeyler var mı? Eskiden bu yana neler değişti sizce? Neleri özlüyorsunuz peki, neleri yad ediyorsunuz? Ya da aklınıza geldiğinde "iyi ki de değişti" dediğiniz şeyler oluyor mu?


Eskiye dair özlediğim bir şeylerin olduğunu söyleyemem aslında. Çünkü  her şeyi yaşanması gerektiği gibi yaşadığıma inanıyorum. O zaman ne yapılması gerekiyorsa, canım ne istiyorsa onu yaptım ve tadını çıkardım. O yüzden hiçbir şeyde aklım kalmadı.

Bundan yeterince önemsiz olduğundan daha önce hiç bahsetmemiştim ama, "artık yok" dediğim şey aslında bunca zaman yazılmasına bile gerek duyulmayan insan.
Ama sorulunca aklıma iyi ki de değişti diyebileceğim başka hiçbir şey gelmedi..

Hayatımın bu kadar düzenli, huzurlu ve yolunda gideceğini bilseydim hayatımı, onun o mide bulandırıcı hayatıyla paylaşmazdım. Ama insan neyin ne olduğunu geç anlıyor çoğu zaman. Müthiş bir hayat tecrübesi olduğunu kabul ediyorsun bir zaman sonra ve geriye kalan tek şey "acımak" oluyor. Bu duyguyu ilk defa bu  kadar içten tattım. Acıma duygusu her bir şeyin özeti.
Eskiden bu yana iyi ki de değişen tek şey bu.

Bu kısmı okumasaydınız da olurdu bile.

Şimdiyse önümde milyonlarca kapının açılmaya başladığı bu yılın tadını çıkarma çabasındayım

2- Hayatınızda neyin değişmesini isterdiniz? Yeni bir eşya, yeni bir hayat ya da yeni bir icat mı istediğiniz? "Hayalimdir.." dediğiniz bir şey söyler misiniz?

Köye yerleştiğimden beri değişmesini istediğim bir şey yok şu an. Her şey yerli yerinde.
Tek ihtiyacım olan bir bisiklet.
Şöyle 2. el bir bisiklet bulduğumda tam da istediğim hayatı yaşıyor olacağım.
Tek eksiğim o malesef ..
Ve daha önceki mimlerde de sürekli söylüyorum bunu aslında.
En uçtaki hayalim, hayatımın bir kısmını İskoçya'da geçirmek.
Onun dışında manyak gibi hayal kurarım ben, hangi birini söyleyeyim bilemedim :)

Mimlediklerimi haber vereceğim..