düş kızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düş kızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2012 Çarşamba

Biz Alıştık

Düş Kızı ile buluşmalarımızı artık dört gözle bekler olduk. İzmir'den dönüşlerimde, İstanbul'da olduğum vakitler mutlaka birlikte bir gün geçiriyoruz artık. Öyle ki 4.sınıfa geçişim bir sevinç yarattı :)

Ben İzmir'den döndüm, o İtalya'daydı. Ancak dün ayarladık ve görüştük.


Hatun Milanolardan kolye getirmiş Hamide ve bana, ben çook çok sevdim.
Tabi bir de ayraç :)


Biz öncelikle normal bir kafeye gider oturur, sohber eder, bir iki saat sonra kalkar Mustafa Ağbi'nin yerine gideriz. Yani Taksim'de buluştuğumuz diğer zamanlarda da bu böyle olucak sanırım :)
Onun Ogre'yle birlikte götürmüşlerdi beni buraya ve çok sevmiştik. Artık bir kağve içmeden geçmiyoruz :)


Böyle binimum şebek haller, muhabbetler falan. 
Konuşacak çok şey birikmiş tabi. 

Daha taaaağ ilk buluşmamızdan anlamıştık biz artık böyle hep görüşeceğimizi, o zamandan karar vermiştik. Blog aleminin bana geçtiği bir kıyak gibidir bu hatun. Yani gelin siz, burada tanışın, bir daha da hep görüşün denirmiş gibi, bulduk birbirimizi.
Kocaman Maşallah denmeli tabi :)

İlk buluşmamız burada bir tık,

İkinci buluşmamızsa burada.

Düş Kızı'nın bloğu için ise buraya bir tık :)

14 Eylül 2012 Cuma

Düş Kızı ile 2. Buluşma :)

Biz Düş Kızı ile bugün için tekrar buluşmak üzere sözleşmiştik. Ve yine aynı yerimizde yani Taksim'de birlikteydik :)
Öncelikle Limon Ağacı'na götürmek istemişti beni aslında, ama ben oraya daha önce gittiğimden ve açıkçası ..
Neyse işte atlayalım o kısmı, bir şekilde gitmedik. Zaten Taksim bile eksik geldi bugün diyeyim ben. Neyse ki Düş Kızı yanımdaydı :)


İstiklal'in üstündeki Ada kafeye oturduk. Böyle kitapçı aynı zamanda kafe olan o yer.
Yine çok sevdim ben tabi.


Böyle kafa kafaya verdik.
Bir oturduk, uzuuun uzun muhabbet ettik. O beni dinledi sağolsun, ortak oldu anlattıklarıma.
Ben onu dinledim, hem de çok büyük bir keyifle :)


Ogresi bugün gelmedi, geçen sefer tanışmıştık onunla da, fotoğrafçılığımızı yapmıştı :)
Bu sefer fotoğrafçımız yoktu tabi, ama biz yine de çekildik böyle :)


Sonra kalkıp Mustafa Abi'nin yerine gittik.
Vee Düş Kızı çantasından çıkarıp bana aldığı kitabı uzattı!
En sevdiğim hediye kitap! Beni öyle mahçup etti ki, bir o kadar da mutlu oldum :)
Hem de Ada Kafe'de tam da Oscar Wilde'ın kitabına elim uzanmıştı.
Şimdi karşımda "Oscar Nasıl Wilde Oldu?" kitabını görünce uçtum resmen.

İçinde Edgar Allan Poe'nun olması beni benden aldı. Düş Kızı'ndan ayrıldıktan sonra, eve giderken otobüste Edgar'ın olduğu kısmı okuyup bitirdim bile ve tüylerim diken diken oldu!
Dehşete düştüm!
Edgar sever biri olarak, hayatıyla ilgili bir kaç bir şey biliyordum ama, bunun her satırında mahvoldum.
Adamıma daha bir hayran kaldım ve bu durumla ilgili kesinlikle bir blog yazısı yazacağım.

Düş Kızım gerçekten Çok ama Çok teşekkür ederim sana!


Şu ortamın güzelliğine bir bakın.
Kahvelerimiz, önümüzde kitaplarımız.
Öyle güzel bir sohbet ettik ki, harikaydı.
Düş Kızı Murakami'nin kitabından alıntılar gösterdi, onları yorumladık.
Daha kitaba başlamadan heyecanım daha da arttı.


Biz birbirimizi bulduğumuz için nasıl mutluyuz anlatamam.
Daha şimdiden iyi dost olduk, bu böyle de sürüp gidecek tabi.
Sürekli maşallah deyip durduk zaten :)

Bugün o kadar güzeldi ki, dolu dolu sohbet ederken onca saat nasıl geçti bilmiyorum.
Kafam da bir o kadar rahatladı onunla konuşunca :)
Düş Kızı benim için candı, artık iyice öyle oldu. Her şey için teşekkür ederim benim güzel arkadaşım :)

Düş Kızı ile ilk buluşmamız için buraya,
Düş Kızı'nın blogu için de buraya tık tık :)