16 Haziran 2012 Cumartesi

İstanbul Hep Aynı

Bu şehirde bıraktığım her şey, her zaman kaldığı yerden devam ediyor.
Ne zaman gelsem hep bunu hissediyorum
İnsanlar, olaylar.


Değişen tek şey bu işte.
Gittikçe büyüyor,
Kim çağırsa gidiyor, hiç sıkıntılı bir hatun da değil yani.
Sürekli konuşuyor ama ne söylüyor belli değil.
Sözcükler ağzından çıkmıyor diye sinirleniyor sonunda.
Öyle oturup bütün gün izlettirir kendini.


İzmir'e gittiğimde kilo veriyorum, burada alıyorum.
Son bir haftam kaldı.
Gezmeyi etmeyi değil de, evi özlemişim ben.
Dizidir, filmdir, kitaptır günler geçiyor.
Günlerin böyle geçmesini özlemişim.
Neredeyse bütün yazım İzmir'de geçecek
Sanırım bu kötü bir şey değil.
İzmir, İstanbul'u hiçbir zaman aratmaz.

10 Haziran 2012 Pazar

Sonunda

İstanbul'dan Merhabalar!
Sınavlar bitti bitmesine ama, beni daha çok yoran taşınma tantanası oldu.
Köy sağolsun okul bitiminden sonra 3 günlük taşınma süresi veriyor, sonra kapı dışarı.
4.üyesi olduğum eve yığdım bütün eşyalarımı.


Artık Superwoman olduğuma tam olarak inanıyorum
Zira bir sürü koli, çanta, hatta televizyon derken bildiğiniz kol kası yaptım.
Kilo bile verdim yahu 3 günde.

Hepsinin sonunda mahvolmuş bir halde yere yığıldım artık.
Taşınmak ne zor işmiş arkadaş.


Bütün bunların sonunda bir de yetişmem gereken bir uçak vardı.
Japon edebiyatı, özellikle de Murakami ile beni tanıştıran Sergül Ablam oldu.
Sonunda bir kitabını seçtim ve ilk olarak İmkansızın Şarkısı ile başladım.
Şimdilik harika gidiyor, zaten kitap okumayı ancak bu kadar özleyebilirdim!
İyi bir geri dönüş oldu.
Bitirdiğimde spoilersız bir şekilde yorum yapacağım.
Şimdi uzun zamandır özlediğim bloglarınıza bakma zamanı :)