2 Ağustos 2012 Perşembe

Mavi'den Paket Gelmiş!

Evin içinde bir odadan diğerine geçe geçe can sıkıntısından zaman öldürürken kapı çalar.
İşte en sevdiğim an, elinde paketle bekleyen kuryeyi gördüğüm an.
Ben de tam onu bekliyordum!


Ve günü güzelleştiren insanın özenle hazırladığı paket tutuşturulur elime.

Daha birkaç gün önce sevgili Mavi, reçel çılgını bir insan olduğumu söyleyince bana doğum günü hediyesi olarak yeni yaptığı mis gibi Çilek Reçeli'nden yollayabileceğini söylemişti. Bunu duyduğumda ben havalara uçtum!


Bu kesinlikle bana gelen doğum günü hediyelerinin arasında en güzellerinden!
Reçel ya, mis gibi ev yapımı çilek reçeli.
Hemen açtık tabi evcek , müthiş!

Mavi önce bu reçel için sana çok çok çooooooooook teşekkür ediyorum!
Harikasın ve öğrenci evinde bir bayram etkisi yarattın :)

Bu güzel doğum günü hediyesinden sonra Mavi durmamış, etmemiş..
Şöyle insanın yüzünü güldüren bir kutu yerleştirmiş paketin içine.


Vee..
Sabun ve lavanta keseciklerinin yaydığı buram buram mis gibi kokular yayılıyor içinden!
Şu manzarayı gördüğümde nasıl sırıttım anlatamam.
Nasıl bir şey bu böylee, diye diye çıkarttım içindekileri.
Öyle güzel şeyler ki, rengarenk!


En altta bu renkli kitabı gördüm. Renklerle ilgili bir çok şey anlatıyor, gayet ilgimi çekti.
Paketle ne kadar da uyuşuyor :)


Bu sıcaklarda evde mayışmış morali bozuk bir şekilde otururken, aniden bu paketle keyfim yerine geldi benim.
Günümü güzelleştirdiğin için çok teşekkür ederim Sevilay Ablacım.
Seni tanıdığım için çok mutluyum :)

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Sahilde Kafka / Haruki Murakami


Sahilde Kafka'yı bitireli birkaç gün oluyor, yazısı da beklemedeydi
Daha önce Murakami'ye başlangıç olarak İmkansızın Şarkısı'nı okumuştum. Onun yazısı da burada.
Ve başlangıç kitabı olarak ikisinin arasında bir karar vermek gerekirse, kesinlikle Sahilde Kafka derdim.
Araya sınavlarım girmiş olmasına rağmen, bırakmak istemedim çoğu zaman
Okurken keyif aldığım, ayrıntıların ilk defa uzamasını istediğim nadir bir kitap oldu Sahillde Kafka.
Birçok satırın altını çizdim, birçok sayfayı tekrar okudum
Sindirerek.
Karakterler kitap bitene kadar etrafımda dolaşıyordu sanki
Bu adam insanda öyle bir etki bırakıyor, artık buna eminim.
İmkansızın Şarkısı'nda da aynı şeyi yaşamıştım.
Kitap bitip de son cümlesini okuyana dek bütün karakterler okuduğum ortamdaydı.
Murakami bende de bir sevda halini aldı bile.

Sadece diğer kitabında olduğu gibi sonlarıyla ilgili bir sıkıntım var benim.
Yani kapağı kapattığımda aklımda bir yığın soru kalıyor.
Böyle durumlarda da Murakami'ye telefon açıp, ee sen ne yaptın? diyesim geliyor
Eğer okuyucunun hayal gücüne bırakılıyorsa, ben öyle şeyleri beceremem. Net olsun işte.

Söylemeden geçmeyeyim ama, şu kapak tasarımları 2 oldu, beni benden alıyor.

Kafka Tamura, seni zor unutacağım galiba.

Şimdi önümde uzun bir Otostopçu macerası var.

* Fotoğraf da, İstanbul-İzmir arası yolculuktan. İmkan kısıtlı olduğundan bir yenisini çekemedim.