tire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2013 Cuma

Tire'li bir Hafta Sonu

Ev arkadaşlarımın ikisinin Tire'den olduğunu blogu takip edenler bilirler. Birkaç gün öncesinden karar verip, onlarla birlikte gitmeye karar verdik ve yine bir Tire gezisi daha çıktı meydana.
Papatya mevsimi olduğunu bilerek, daha bir istekli ve meraklıydık bu sefer.
Bolca fotoğrafla destekleyelim :)


Gittiğimizin ertesi günü, dağlara çıkıp laledir, papatyadır ne bulduysak yayıldık.
Ne kadar tepelerde vakit geçirdik bilmiyorum ama, feci bir şekilde eğlenmiştik.


Baharı botlarla da getirmiş bulunuyoruz. Havanın nasıl güzel olacağını tahmin edememiştik çünkü giderken yağmurluydu.
Tire'nin o sakin huzuru bir yanda, bu dağları bayırları bir yanda müthiş bir havası da vardı.


Biz 24 saat evin içinde, dışarda birlikteyiz. Burada sürekli ev arkadaşlarından bahsederim.
Ama her seferinde, ilk defa bir araya gelmiş gibi eğlenebiliyoruz.
Sanırım bu yüzden birbirimizden sıkılamıyoruz.
Zira, burdan kalkıp Tire'ye bile birçok kez birlikte gidiyoruz, ayrılmadan.
Aile diyorum ya! 
Biraz itip kakılıyorum görüldüğü üzre ama, olsun.


Yine öyle resimlerin büyüsüne kapılmadan devam :)
Ne kadar tepelere çıktıysak inmemiz biraz zaman aldı. Eşyalarımızı koyduğumuz yerleri  bile unutmuşuz.


Derekahve'nin oralara gidip, deli gibi yemek yedik.
Orasında burasında fotoğraflar çekildik.


Niye böyle şeyler yaptığımızı bilmiyorum. Düşüp kafamı gözümü yarsam yeriymiş.
Ama karşıya geçmeyi başarmıştım.


Ufak bir dere var bir de dağların dibinde bir yerde.
Üzerine yol yapılmış, kapanmış ama kendi halinde devam ediyor.


Havanın o kadar güzel olmasına karşılık uzun zaman çimlerde yayıldığımız doğrudur.


Her yerde anı biriktirmek böyle olsa gerek.


Günü yorucu ve elime yığınla çiçek tutuşturulmuş olarak tamamladık.

Önceki gittiğimiz zamanlardan farkı, papatyaların ve çiçeklerin bolluğuydu tabi. 
Yaz mevsiminde de güzel oluyor ama, bu hali başkaymış. Bir denizi eksik. O da zaten Kuşadası'na yakınlığıyla tamamlanabiliyor. Bu yüzden gözüme yaşanabilecek bir yer olarak kestirmiyorum değil.
Orasının huzuru başka bir yerde yok sanırım.

Yakın bir zamanda tekrar tekrar gitmek dileğiyle diyeyim.

Ve bayadır uğramadığım bloguma, formatladığım bilgisayarım sayesinde tekrar kolaylıkla girebildiğimi belirteyim.
İyi hafta sonları herkese!

İlk Tire gezisi için buraya,
Bir diğeri içinse buraya bir tık.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Haftasonu Tire'si

Tire yolcusu olduğumu yazmıştım, bu postta. Ben gittim geldim, dinlendim.
Kısacık 2 gün çok iyi geldi.


Cuma günü İzmir'de delicesine sıcak vardı. Ikea'nın ordan geçmişken şu buzlaşlardan aldık.
Yani buzlaş diyorum, çünkü bu elimdekinin adını bilemedim şimdi.
Ama yeşil elmalısı çıkmış, müthiş.
Trende sıkıllan Şebnem biletten kelebek yaptı sonra. Pardon papyon. Belki ikisi de değildir, çok kararsız.


Tire'ye gittiğimizin ertesi günü böyle yollardan geçtik, dağlara çıktık.
İnsanlar yamaç paraşütü bile yapıyorlardı, en tepede bir alan varmış oradan atlıyorlarmış.
Yamaç paraşütünü iki sene boyunca düzensiz gitmekten dolayı bırakan bir insan olarak, çok kıskandım.
İçim gitti baya.


Sonra bu manzarayı gördük.
Önceden demiştim denizi eksik sadece diye, öyle ama yine de çok huzurlu görünmüyor mu?


Biraz daha yukarılara yol alınca yol kenarında gördüğümüz böğürtlen ağaçlarına daldık.


Yani ben kendimi biraz fazla kaptırıp tırmandım oralarda bir de. Valla.
Ama sonuç şu şekildeydi;


Olmuşları toplamakla yetindim, diğerleri çok ekşi geldi millete.
Ama ben yine de yedim.
İyi ki oramız buramız şişmedi, alerji olmadık.
Buradan böğürtlen çılgını anneme bi selam çakıyorum, senin yerine de yedim ben hatun.


Bu kestaneler de benim şaşırmam sonucu fotoğraflandı. Daha önce hiç görmemiştim ama.
Arkada gülmekten yarılan Şebnem kestaneyle uyumlu mudur bilemedim.

Ve o günün akşamına gelirsek eğer;


Böyle mükemmel bir sofrada olduğumuzu söyleyebilirim.
Duygu'nun babası harika saz çalıyor.
Hal böyle olunca haydi bakalım diyerekten birer duble rakı konuldu ve babasının söylediği türkülere annesinin de güzel sesiyle eşlik etmesini hayranlıkla izledik. Onların ikisi de müzik öğretmeni, bu yüzden o ahengi tahmin edersiniz.
Eh biz de eşlik ettik tabi, efkarlanarak.


Sabah kahvaltı için Kaplan denilen dağa çıktık.
Evden bir şeyler hazırlayıp, ormanın içinde arabanın üzerine kahvaltımızı hazırlayarak yedik.
Ispanaklı pideyi de ilk defa yedim, harika bir şeymiş.


Açıkhava beni çarpmış olmalı, zira gözlerim küçülmüş.


Biraz da tepelere doğru yürüyüş yaparak tren saatimizin gelmesini bekledik.

Benim açımdan harika bir hafta sonuydu. Özellikle o müzik ziyafeti, müthişti. Güzelce kafamızı dağıtarak döndük Bornova'ya. 

Bir önceki Tire gezisi için, buraya bir tık.

5 Ekim 2012 Cuma

Tire Yolcusu


Bu hafta sonunu ani bir kararla kızlarla Tire'de geçirmeye karar verdik.
Tire benim çokça sevdiğim bir yer. 
Böyle sessiz, sakin, huzurlu.
Bir tek denizi eksik buranın. Ama deniz olmasa da güzel. 


2 saatlik tren yolculuğunun ardından vardık buralara. Evet trene de ikinci binişim benim.
Birincisi yine Tire'ye, ilk gelişimdeydi.
Çok değişik bir hafta sonu olacak eminim.

Vakit buldukça yazacağım ben de böyle.

İlk Tire gezisi için buraya buyrun, bir tık. Pamucak ve Kuşadasına da uğramıştık.

Herkese iyi bir hafta sonu dileklerimle! :)

21 Şubat 2012 Salı

Tire - Şirince - Pamucak - Kuşadası

Haftasonu sürekli gezip, kafa dağıtmakla geçti. . Bol bol fotoğraf çektik. Haftasonunun tadını çıkardık. 
Tireye ve diğer yerlere ilk defa gittim. İyi ki de gitmişim. Her yeri nasıl sevdim, her şey ne kadar güzeldi anlatamam. 
Bol fotoğrafla, önce tren yolculuğuyla başlıyoruz :)


Tire biletimizi aldık.
Biliyorum garip ama,
Ben yine hayatımda ilk defa trene bindim. 


Hep trenle uzun bir yolculuk yapmak istemiştim, o güne kısmetmiş :)
Şebnem, Duygu gibi ev sahibi olarak rehberlik etti.


Yol boyunca poz vermeye çalıştık tabi.


Poz vermeyip rahat da takıldık.
Tabi 325.gelişinin verdiği bilgi yoğunluğuyla Feza şimdiden yorgun düştü :)


Hiçbir şey yapmayıp gülme krizine de girdik.


Tire'ye vardığımızda, meşhur tepelerinden biri olan Kaplan'a çıktık.
Gider gitmez bir orman havası aldık.


Ertesi gün, en güzel Tire manzarasına sahip olan Yağmur'daydık.


Önceki gün gittiğimiz yolda bu sefer yürüdük. Benim orada en sevdiğim yol buydu. Bir tarafı sıra ağaçlar, bir tarafı da ormanlık alan. Havası çarpmadı değil. Bir baş ağrısı tuttu tabi :)


Temiz havadan kafayı bulmak varmış cidden.


Daha sonra Dere Kahve ve orada bulunan değirmen ..


Benim şansıma, sıralı havuzları boştu. Oraları su akarken görmek ne güzeldir.
Onun yerine alt tarafındaki ufak göl kaldı bize de ...


Keçeciler Çarşısı .. Tire'nin meşhur yerlerinden biriymiş .
Keçe'den cüzdanlar, telefon kılıfları, birçok duvar süsü .. Dükkanın eski ve müthiş bir kokusu vardı..


Ve sonra, Şirince'deydik.
Geçen yıl okulla gitmeyi planlamıştım, olmamıştı.
Dönüş yolunda geçerken oraya da uğradık..


Bilindiği gibi Şirince, çeşit çeşit şarabıyla meşhur.
Ben şarap içmediğimden tatmadım da ama,
 Neredeyse önünden her geçtiğiniz dükkan ikram olarak veriyor.
Dolandığınız hemen her yerde, şarap kokusu geliyor burnunuza ..


Tire'nin meşhur yiyeceklerinden biriymiş keşkek. Ben hiç yememiştim. 
Tire'de de fırsatını bulamamıştık.
Şirince'de oturduğumuz gözlemecide olunca, masaya direk keşkek söylendi.
Tadı harika ! Normalde et ile olurmuş, bu tavuk etiyle yapılmıştı
Bir nevi yalancı keşkekmiş. Ama yine de ben bayıldım !


Kilise'nin havuzuna ters bir şekilde para atılması ve dilek dilenmesi gibi bir inanç varmış
Para, havuzun içindeki deliğe isabet ederse, dileğin gerçek olurmuş rivayete göre ..
Feza işini garantiye alıp, ters değil düz bir şekilde atmayı tercih etti.
Farklı olmak güzel tabi
Kendi kurallarımızı kendimiz de koyduk biz böyle..


Bu teyzeyi ne zaman gitseniz orada oturur halde bulabilirmişsiniz..
Elindeki tacı almamız için binbir dil döktü ama, çulsuz öğrencilere denk geldiğinden haberi yoktu kendisinin.
Biz yine de o çabasını dinledik


Veee Pamucak,  sahildeyiz..
Günün en güzel saatine denk geldiğimiz için, güneş mükemmel görünüyordu.
Burasının biraz ilersi, motorcuların mekanıymış
Zaten kıyının gerisindeki bölge buna bayağı elverişli ..


O havada deniz kendine doğru çekti bizi resmen. Şu sahildeki huzur nasıl anlatılır bilemem..


Ve son olarak, Kuşadasından tek bir fotoğraf ..
Tam da gün batımında,
Adanın en güzel göründüğü, Gazibeğendi tepesinden
Bundan başkasını çekmeye gerek yoktu zaten.
Manzarayı gördüğünde adanın büyüsüne yeterince kapılıyorsun..
Bu kadar büyüleyici bir yer olduğunu tahmin etmemiştim..

Umarım her bir yere tekrar gitme fırsatım olur.
Uzun zamandır bir geziden bu kadar çok keyif almamıştım.

Bütün emekleri ve misafirperverlikleri için, benim o mükemmel arkadaşlarıma tek tek teşekkürler
İyi ki her yeri, bu güzel insanlarla görüyorum !