kahve diyarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahve diyarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2012 Pazartesi

Taşındım!


Evet, bütün hafta hastalıkla boğuşurken, bir yandan taşınma işlerini hallederek buralara geri dönüyorum.
15 metrekare bir odacığın içinden, hatta onun da yarısından (oda iki kişilik olduğundan), koca bir ev çıkmış gibiydi eşyalar toplanırken.
Neyse ki, her işi düzgünce halledip sonunda yerleşebildim.
Salonun ayrılan bir kısmını, benim odam haline çevirdiğimizden dolayı artık tek gereken, araya bir perde koymak.

Köy'de (yurtta) olduğumdan daha huzurlu, daha mutluyum. Yanlarına taşındığım hatunlar, burada sürekli bahsettiğim kişiler. Bir nevi tanıyorsunuz da.
Onlarla birlikte olunca, hayat daha kolay, daha bir yolunda oluyor.

Bundan sonra, artık yerleşim işlerim ve çoğu şeyim düzene oturduğundan dolayı, sınavım falan da olsa, daha çok yazı yazıp blogla ilgilenebileceğim. Çünkü artık, kafa olarak da kendimi daha rahat hissediyorum. Bu, insanın paylaşmaya değer şeylerinin daha çok olduğunu gösteriyor sanki. 
Blog yazmanın bir yönünü daha öğrenmiş oldum. Uzun zamandır belirsizlikler içinde değildim. 
İnsanın bir şeyleri yoluna koyması gerekiyormuş.

Sizi nasıl özledim, belli değil.
Sık sık görüşmek üzere :)

Fotoğraf; Bornova Metro'nun karşısındaki Kahve Diyarı'nda bulunan "tren cafe" den. Ya da Vagon. Tam olarak emin değilim. Ama tren şekli verilmiş, müthiş bir yer.
Tam burada, biraz bahsetmiştim, tık tık :)

19 Kasım 2012 Pazartesi

Vize Hayatı Semptomları

 
 
Öncelikle yaşadığımı, sağlığım sıhhatimin her şeye rağmen gayet yerinde olduğunu söylemeliyim.
Her şeye rağmen diyorum çünkü, uyku düzensizliği, karın doyurma karmaşası sonrasında yediklerini ayarlayamama, mide sancıları vs. derken kör topal ilerliyoruz bir şekilde.
Evin içinde sınava giden, gelen, kalan, yattığı yer belli olmayan insanlar halinde yaşıyoruz. Bir gün koltuktaysam ertesi günü yerdeyim. Neden, çünkü uyku tatlı gelmesin de çok uyuyup zaman kaybetmeyeyim diye kendime rahatsız bir yer arıyorum. Taktikmiş bu güğya.
Amacımı ben de çözebilmiş değilim.
 
Hatta annem sınav için beni uyandırdığında sadece iki buçuk saat uyumuş bünyemle, telefonda kadına 'kalkmak istemiyorum, biraz daha zaman ver ne olacak işte!' diye yalvardım. Bağırdığım da söylenebilir.
 
Bir gece önceki o hususi konuşma ise  -- "Anne beni mutlaka uyandır, kaçırırsam mahvolurum! Ne dersem diyeyim sakın yumuşama! Kaldır beni o yataktan! Duydun mu, sakın telefonu kapatmama izin verme!" --
Sonuçta kadın da çaresiz. Görev kutsaldır.
 
Kalktığımdaysa sanırım Şebnem'in odasının duvarlarını ve dolaplarını tekmeliyordum.
Herkesi korkuttuktan sonra yaklaşık 15 dakikalık sinir harbini atlatıp, hiçbir şey olmamış gibi Tony Blair'ın G.W.Bush'a Irak savaşı için neden destek çıktığını anlattım kendime.
 
Bir de öğrenci evinin halini görmenize içim el vermediğinden, boş bir fırsatta gittiğimiz, Bornova'da Eski Tren Garı adı altında açılan Kahve Diyarı'ndan bir fotoğraf eklemek isterim.
Hiç sıcak bakmamıştım ama, yapım aşamasından beri gözüme kestirdiğim o Eski Lokomotif aklımı çeldi ve gittim.
Bayıldığım o eski lokomotifi de mutlaka fotoğraflayıp ekleyeceğim.
Sanırım Alsancağa gidemediğim dönemlerde huzurlanmanın kestirme yolunu bulmuş oldum.
 
Başarılar dileyen, yorum bırakan herkese ÇOK teşekkür ediyorum!
Mutlaka takipteyim, bol bol yazmanız dileğiyle..