Öncelikle yaşadığımı, sağlığım sıhhatimin her şeye rağmen gayet yerinde olduğunu söylemeliyim.
Her şeye rağmen diyorum çünkü, uyku düzensizliği, karın doyurma karmaşası sonrasında yediklerini ayarlayamama, mide sancıları vs. derken kör topal ilerliyoruz bir şekilde.
Evin içinde sınava giden, gelen, kalan, yattığı yer belli olmayan insanlar halinde yaşıyoruz. Bir gün koltuktaysam ertesi günü yerdeyim. Neden, çünkü uyku tatlı gelmesin de çok uyuyup zaman kaybetmeyeyim diye kendime rahatsız bir yer arıyorum. Taktikmiş bu güğya.
Amacımı ben de çözebilmiş değilim.
Hatta annem sınav için beni uyandırdığında sadece iki buçuk saat uyumuş bünyemle, telefonda kadına 'kalkmak istemiyorum, biraz daha zaman ver ne olacak işte!' diye yalvardım. Bağırdığım da söylenebilir.
Bir gece önceki o hususi konuşma ise -- "Anne beni mutlaka uyandır, kaçırırsam mahvolurum! Ne dersem diyeyim sakın yumuşama! Kaldır beni o yataktan! Duydun mu, sakın telefonu kapatmama izin verme!" --
Sonuçta kadın da çaresiz. Görev kutsaldır.
Kalktığımdaysa sanırım Şebnem'in odasının duvarlarını ve dolaplarını tekmeliyordum.
Herkesi korkuttuktan sonra yaklaşık 15 dakikalık sinir harbini atlatıp, hiçbir şey olmamış gibi Tony Blair'ın G.W.Bush'a Irak savaşı için neden destek çıktığını anlattım kendime.
Bir de öğrenci evinin halini görmenize içim el vermediğinden, boş bir fırsatta gittiğimiz, Bornova'da Eski Tren Garı adı altında açılan Kahve Diyarı'ndan bir fotoğraf eklemek isterim.
Hiç sıcak bakmamıştım ama, yapım aşamasından beri gözüme kestirdiğim o Eski Lokomotif aklımı çeldi ve gittim.
Bayıldığım o eski lokomotifi de mutlaka fotoğraflayıp ekleyeceğim.
Sanırım Alsancağa gidemediğim dönemlerde huzurlanmanın kestirme yolunu bulmuş oldum.
Başarılar dileyen, yorum bırakan herkese ÇOK teşekkür ediyorum!
Mutlaka takipteyim, bol bol yazmanız dileğiyle..