Mine Söğüt'ü okumak için sabırsızlandığım bir zamanda aldım kitabı elime.
Beni bu hatunla sevgili Cessie tanıştırdı, o yorumlar yorumlamaz da gidip kitabı almıştım.
İyi ki buna öncülük etmiş diyorum.
Önce Mine Söğüt'ün kendisini araştırmıştım, bir sürü bilgi edindim. Beni kendine çekti resmen. Cessie de sağolsun onunla ilgili bir çok paylaşımda bulundu. Ve ben hatunu tanıdıkça, daha kitabını bile okumadan çoktan favorim olmuştu bile.
Yazım tarzı da, tam tahmin ettiğim gibi kendine özgü, garip.
Daha önce pek okumadığım türden bir anlatım diyebilirim. Nasıl tarif edilir bilmiyorum ama biraz karanlık, aynı zamanda tam bu karanlığın içinde sizi boğacakken bir anda toparlıyor.
Bu yüzden tarzı bana iç karartıcı gelmedi, bazı yorumların aksine.
Kendi kalemini bulmuş bir kadın bu, bir kitabını okumakla bile anlayabiliyorsunuz.
Ayrıca son zamanlarda okuduğum en iyi sona sahip romanlardan biriydi Madam Arthur Bey'in hikayesi.
Kitabı bir günde bitirdiğimi söylersem, belki akıcılığını aktarabilmem daha kolay olur. Elime aldım, ve bitti.
Mine Söğüt'ü daha iyi tanımak için sanırım bütün kitapları, listemde ön saflarda yer alacak. Kendime bu tarz bir Türk yazar arıyormuşum ben meğer, fark etmeden. Artık blogta kitaplarını bol bol görebilirsiniz.
Sevgili Cessie'me de bolca teşekkürlerimi iletiyorum :)
Siz nasıl, hangi kitaplarından tanırsınız Mine Söğüt'ü?