Zaten hep öyle olmuştur benim kitap alışlarım. Yiyip içmem, istediğim bir kitap varsa mutlaka alırım. Ama sanırım şu sıralar ciddi boyutlara ulaştı :)
Ama, bizim evin evlatlığı Aytaç'la onun bütün işlerini hallettikten sonra Çankaya'da Sevgi Yolu'ndan yürüdük.
Jack London manyağı bir insanım. Bayadır iyi bir biyografisini okumak istiyordum.
Bunu görünce dayanamadım, zaten Aytaç da benimle Sevgi Yolu'na girmekle nasıl hata yapmış olduğunun erken farkına vardı.
Kitabı kaptıktan sonra sağa sola bakmadan hızlıca çıktık oradan.
Ama eve dönerken, Kıbrıs Şehitleri'nde bir sokak satıcısında gördüğümüz 1.baskı kitaba kendisi de dayanamadı ve baya bir inceledik.
Buddenbrooks'u bir yerden duyduğuma emindim.
Nobel ödüllü bir Thomas Mann kitabıydı.
Onu orda, taş kaldırımda yalnız bırakamadım ve aldım.
Bir kitap ancak bu kadar güzel kokabilir.
Eski, tozlu bir kitap kokusu.
Bu ikisi gerçekten şu sıralar aldığım son kitaplar olacak, tamam.
Yani kendime yine bu sözü vermekten bir şey çıkmaz diye tahmin ediyorum.
Bu aradad bloglovin'e kayıdımla birlikte sevdiğim bir çok blogu da okumak da kolaylaştı. Yavaş yavaş eklemeye başladım. Her şey çok karmaşıktı yoksa.
Bir fashion widget'ı olsa da ben çok sevdim bunu, buyrunuz :)



