deeptone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deeptone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2012 Perşembe

Tek Kelime Mim'i

Sevgili memento ve erdi karadeniz beni mimlemişler. Tabi deep bunu birkaç gün önce cevapladığında zıplamıştım mimlenmediğim halde, artık mim için teklif beklemiyorum galiba :) İşte şimdi cevaplıyorum.

Şöyle bir durum var ki, erdi ve memento bunu farklı yorumlamışlar. Ama sanırım memento'nun açıkladığı doğru ya da genel olan. 


Konu; Mimlendiğimiz kişiyi tek kelime ile ifade ediyoruz ve sonra yine mimliyoruz.

Memento; Senin için kaliteli diyebilirim eğer tek bir ifade kullanırsak. İyi müzik dinliyor, çok iyi kitaplar okuyor ve filmler seyrediyor.

Erdi; İçten. Söyleyebileceğim bu sanırım. Her seferinde büyük içtenlikle yazıyor yazılarını.

Ve deep için onun blogunda söylemiştim ama yine söyleyeyim; candır demiştim. Gerçekten öyle.

Bu mimlik bu kadar. Mimlediklerime haber vereceğim.

21 Haziran 2012 Perşembe

Takıntılı Mıyım?


deeptone ve Kuulumsu Kadın'dan bir yeni mim cevaplıyoruz :)
Konumuz;
"Takıntıların var mı yoksa kim takar takıntıları sallamışım dünyayı modunda mı yaşarsın hayatı.."

Herkes gibi benim de birkaç takıntım var tabi. Aklıma gelenler;


-Kitap alırken en çok dikkat ettiğim şey bir tarafında pürüz olmaması. Ufacık bir katlanma, kırışıklık sinir eder beni, sonrasında da bu geçerli. Özenle saklamak huyumdur.


- Nedensiz bir şekilde, evden sağ ayakla çıkarım. 


- Bunu bir kez daha yazmıştım, sırt üstü uyursam kabus göreceğime inanırım ve uyuyamam. Kendimi şartladığımdan mıdır nedir öyle yattığımda kabus görürüm.


- Tahta kaşıktan, tahta çubuklu dondurmadan vs. yiyemem. Yazarken bile tiksiniyorum.


- Odamın ve odamın karşısında başka bir kapı varsa eğer her ikisini de kapatmam gerekir uyurken.


- Otobüslerde cam kenarı benimdir.


- Yeni bir kitaba  başlarken mutlaka son cümlesini okurum. Sadece bir cümle.


- Saçlarımı toplarken toka kullanamam. Kendi saçımla bağlamam gerekir zira başımı çok ağrıtıyor.


- Boğazlı kazak, işte boğazlı badidir vs. hayatta giyemem. Hem tarz olarak pek ilgi alanım değiller. Bu yüzden kışın bile sadece tişört giyerim ve boğazının kapalı olmamasına özen gösteririm. İçim daralır, bütün günüm zehir olur.


- El hareketlerine, şakalarına tahammül edemem. Aynı şekilde biri bir şey anlatırken sürekli bana dokunursa rahatsız olurum. Buna ciddi bir takıntım var. Dokunmadan konuş yahu, ne o öyle.


- Yolda yürürken yanımdakiyle çarpışmamaya özen gösteririm. Acayip sinir bozucu.


- Ayaklar. Biri çıplak ayakla benim ayağıma basmamalı. Mahvolurum. Bunu bilenler tarafından çok üstüme gidilirse sinirden ağladığım bile olur. Özellikle kumsalda. Ah, iğrenç.


- Sol baş parmağımdaki yüzük çıktığında, her şeyin ters gideceğine inanırım. Senelerdir hep aynı yerde.


- Yanımda yavaş yürüyen insana pek tahammülüm yok. Ben hızlı yürürüm çünkü.


- Kendi çapımda totemlerim var. Sınava giderken geçtiğim yoldan bir kez daha geçme olasılığım, o sınavın iyi geçmesine bakar. Yani eğer güzel geçmişse, diğer sınavda aynı yoldan yürümeye dikkat ediyorum. Böyle de manyağım.


Aklıma geldikçe bu liste daha genişleyecek :)


Mimlediklerimi bizzat ziyaret edip, haber vereceğim efendim..